Ücreti tam olarak ödenmeyen işçi ne yapabilir?
www.yildirimkoc.com.tr
Türkiye’de grev hakkına ilişkin pek bilinmeyen bir uygulama, ücretlerin zamanında ödenmemesi durumunda işçilerin iş durdurma hakkıdır.
4857 sayılı İş Kanununa göre, ücreti ödeme gününden itibaren yirmi gün içinde mücbir bir neden dışında ödenmeyen işçi, çalışmayı durdurabilir. Bu nedenle kişisel kararlarına dayanarak çalışmayan işçilerin sayısı toplu bir nitelik kazansa dahi grev olarak nitelendirilemez. Bu nedenle çalışmayan işçilerin iş sözleşmeleri feshedilemez ve onların yerine yeni işçi alınamaz; çalışmayan işçilerin işleri başka kişilere yaptırılamaz.
İş Kanununa göre, görevini yapmayı uyarıya rağmen reddeden işçi, tazminatsız olarak işten çıkarılır. Birçok işyerinde ücretini alamayan işçiler doğrudan iş bırakmakta ve böyle bir tehlikeyle karşı karşıya kalmaktadır. Halbuki bu işçiler, İş Kanununun 34.maddesinde belirtilen haklarını kullandıkları biçiminde bir dilekçeyi işverene verirlerse, tazminatsız işten çıkarılma tehlikesi ortadan kalkmaktadır.
Bir süre önce taşradaki üniversitelerden birinde çalışan bir arkadaşım aradı. Üniversite hastanesinde 1000 dolayında işçi çalışıyormuş. İşçiler, Sağlık-İş Sendikası üyesiymiş. 29 Ocak 2024 günü Türk-İş ile kamu işverenlerini temsilen Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı ve kamu işveren sendikası TÜHİS arasında bir ek protokol imzalandı. Bu protokolle, taraflar arasında 9 Mayıs 2023 tarihinde imzalanan protokolün ücret zamlarına ilişkin maddesi işçiler lehine değiştirildi. Ancak bu protokolün üzerinden yaklaşık iki ay geçmesine karşın, söz konusu üniversitenin rektörlüğü yeni ücretleri vermeyi reddediyormuş. Önerimi sordu.
Bu görüşmenin hemen ertesi günü Ankara’dan bir arkadaşım aradı. Oğlu metal işkolunda sendikalı bir işyerinde çalışıyormuş. İşveren, aylara dağıtılmış ikramiye dahil net 28 bin lira olması gereken ücret yerine yaklaşık 26 bin lira ödüyormuş. Ne yapılabileceğini sordu.
Ücreti ve yan ödemeleri ödenmeyen veya eksik ödenen işçiler (hele hastanede olduğu gibi grev yasağı kapsamındaysa) ne yapabilir?
Birinci yol, alacak için önce arabulucuya başvurmak ve ardından alacak davası açmaktır. Bu süreç hem pahalı, hem de uzundur.
İkincisi, işçinin kıdem tazminatını alarak işten ayrılmasıdır. Bazen tüketici kredisi veya kredi kartı borcu biriken işçiler, kıdem tazminatını alarak borcunu ödemeyi düşünüyor. Ancak işveren işçinin kıdem tazminatını ödemek istemeyince, işverenin açığı aranır. Açıklardan biri de, işçinin ücret ve yan ödemelerinin zamanında ödenmemesidir. 4857 sayılı İş Kanununun 24/II/e fıkrasına göre, işçi bu durumda kendi isteğiyle işten ayrılıp kıdem tazminatını alabilir.
Üçüncü yol ise işin durdurulmasıdır. 2003 yılında kabul edilen 4857 sayılı İş Kanunu ile elde edilen bu hak son derece önemlidir ve ne yazık ki, birçok işçi ve hatta sendikacı böyle bir hakkın varlığından haberdar bile değildir.
İş Kanununun 34. maddesi şöyle: “Ücreti ödeme gününden itibaren yirmi gün içinde mücbir bir neden dışında ödenmeyen işçi, iş görme borcunu yerine getirmekten kaçınabilir. Bu nedenle kişisel kararlarına dayanarak iş görme borcunu yerine getirmemeleri sayısal olarak toplu bir nitelik kazansa dahi grev olarak nitelendirilemez.........
