Doğan Avcıoğlu ve Sosyalist Kültür Derneği
Yıldırım Koç yazdı…
www.yildirimkoc.com.tr
Doğan Avcıoğlu’nun diğer bir girişimi olan Sosyalist Kültür Derneği 18 Aralık 1962 tarihinde kuruldu.
Nebil Varuy’un anlatımlarına göre, Sosyalist Kültür Derneği’nin kurulma hazırlıkları sırasında 15 Ağustos 1962 tarihinde Doğan Avcıoğlu’nun yönettiği bir toplantı düzenlendi. Bu toplantıya, artık sosyalistlerin yönetiminde bulunan Türkiye İşçi Partisi’nden 15-16 kişilik bir grup katıldı. Toplantıda Derneğin tüzüğünde yer alacak amaç maddesi konusunda bir görüş ayrılığı ortaya çıktı. TİP’ten gelenler “işçi sınıfının öncülüğü” kavramının amaç maddesinde mutlaka yer alması gerektiğini savundular. Bu konuda bir anlaşma sağlanamayınca, daha geniş bir toplantı yapılması kararı alındı. Ancak bu konunun ele alınacağı başka bir toplantı düzenlenmedi.
Behice Boran, 22 Ağustos 1962 tarihinde Vatan Gazetesi’nde yayımlanan yazısında bu konuda şunları söyledi: “Benim anladığıma göre esas mesele kısaca şu: Sosyalizmden yana görünen aydınlarımızın pek çoğu -özellikle yazılariyle fikirlerini belli edenler- sosyalizmi öncelikle bir işçi sınıfı ideolojisi ve hareketi olarak görmüyorlar ve bunun için de işçi sınıfı ile kader birliği edip işçi hareketlerinin ve teşekküllerinin içinde yer almak ve çalışmak gerekliliğini duymuyorlar.” (Behice Boran, “Sosyalist Kültür Derneği Tartışması”, Yazılar, Konuşmalar, Söyleşiler, Savunmalar, C.1, Sosyal Tarih Yayınları, İstanbul, 2010;459)
Bu süreçte, Sosyalist Kültür Derneği’nin kurucularından olacak olan Türkkaya Ataöv, TİP Genel Başkanı Mehmet Ali Aybar’a yazdığı 7 Aralık 1962 tarihli yazıda, TİP’ten kurucu üye istedi. TİP Merkez Komitesi, bu talep üzerine, Sosyalist Kültür Derneği’nde kurucu üye olması amacıyla 63 TİP üyesinin isimlerini Sadun Aren, Türkkaya Ataöv, Mümtaz Soysal, Doğan Avcıoğlu’na bildirdi. Ancak bu kişiler Sosyalist Kültür Derneği’nin kurucular kuruluna dahil edilmedi. Bunun nedeni herhalde 63 kişinin kuruculuğa kabul edilmesi durumunda dernek kurucular kurulunda TİP üyelerinin çoğunlukta olacağı ve tüzükte de gerekli gördükleri değişiklikleri yapabilecek olmalarıydı.
Bunun üzerine TİP Genel Merkezi’nin 22 Şubat 1963 tarihli genelgesiyle, TİP üyelerinin Sosyalist Kültür Derneği’ne “üye olmaları dolaylı olarak yasaklandı.” (Nebil Varuy, Türkiye İşçi Partisi, Olaylar-Belgeler-Yorumlar, 1961-1971, Sosyal Tarih Yayınları, İstanbul, 2010;62-65)
Sosyalist Kültür Derneği’nin kurucuları şu kişilerdi:
1. Osman Nuri Torun, Maliyeci; 2. Atilla Karaosmanoğlu, İktisatçı; 3. Cahit Tanyol, Profesör; 4. Necat Erder, Sosyolog; 5. Hilmi Özgen, Yük Mur. Hey. Uzmanı; 6. Nurettin Ş. Kösemihal, Profesör; 7. Hüseyin Korkmazgil, Yazar; 8. Nihat Türel, Avukat; 9. Tarık Ziya Ekinci, Doktor; 10. Erdoğan Alkin, Asistan; 11. Işıl Ersan, Asistan; 12. Mükerrem Hiç, Doçent; 13. Merih Teziç, Asistan; 14. Mahir Kaynak, Asistan; 15. Metin Sözen, Asistan; 16. Gülten Kazgan, Doçent; 17. Cemal Reşit Eyüboğlu, Avukat; 18. Güney Özcebe, Y. Müh.; 19. Doğan Avcıoğlu, Gazeteci; 20. Nejat İzar, Y. Müh.; 21. Türkkaya Atatöv, Asistan; 22. Erhan Işıl, Maliye Müfettişi; 23. Mümtaz Soysal, Asistan; 24. Niyazi Ağırnaslı, Senatör; 25. Galip Aknil, Y. Müh.; 26. Mehmet Selik, Asistan; 27. Aslan Başer Kafaoğlu, Dev. PI. Teş. Uzmanı; 28. Müşerref Hekimoğlu, Yazar; 29. A.Sırrı Hocaoğlu, M.Vekili; 30. Ş. Süreyya Aydemir, Yazar; 31. A.Başer Kafaoğlu, Maliye Müf.; 32. Reşat Titiz, İktisatçı; 33. Yahya Kanbolat, Asistan; 34. Sadun Aren, Profesör; 35. Seyfi Demirsoy, Sendikacı; 36. İdris Küçükömer, Doçent; 37. Fakih Özlen, Y.Müh, M.Vekili; 38. Asaf Ertekin, Matbaacı; 39. Abdullah Kızılırmak, Doçent; 40. Hamdi Konur, Öğretmen; 41. İlhami Soysal, Gazeteci.
Kurucular arasında bu tarihte Türk-İş Genel Başkanı olan Seyfi Demirsoy da bulunuyordu.
Sosyalist Kültür Derneği’nin kuruluşu, Yön’ün 19 Aralık 1962 tarih ve 53 no.lu sayısında kapaktan verilmişti.
Bu sayıda yer alan “Sosyalist Kültür Derneği Kuruluyor” başlıklı ve imzasız yazıda şunlar yer alıyordu:
“Uzun bir süre önce değil, daha henüz geçen sonbaharda, ‘sosyalizm’ kelimesi Türkçenin ‘tehlikeli deyimler’ sözlüğündeydi. YÖN’ün belki de en büyük hizmeti, ‘sosyalizm’i artık (o rahatça söylenebilen ve benimsenen bir kelime haline getirmek olmuştur. Tabii, hâlâ, kendi çıkarlarına dokunduğu için bu kelimeden rahatsız olan, onu kullananları türlü şekillerde lekelemeğe çalışan ve fırsat buldukça sosyalizmin o mutlaka kamçılı rejimlere götüreceğini iddia edenler çoktur. Ama, bugün, sosyalizmi savunan, çekinmeden ‘ben sosyalistim’ diyen ve bu sistemin başarı kazanması için bir araya gelenler de çok. Bunlara Türk toplumunun bütün kesimlerinde rastlamak mümkün. (…)
“Muhakkak olan bir şey varsa, o da, bugün, Türkiye’nin şimdiye kadar hiçbir devirde görülmemiş sayıda ‘ben sosyalistim’ diyenlerle dolu olduğudur.
“Muhakkak olan bir daha var. Daha her ‘sosyalistim’ diyen daha henüz ortak bir sisteme varmamış, sosyalizmin Türkiye’deki meseleleri üzerinde uzun boylu düşünüp belli çözümlere erişememiş ve nihayet sosyalizmi nasıl gerçekleştirmek gerektiği noktasında yeter derecede tartışma imkanı bulamamıştır. Ama herkesin içindeki temel inanç bir: Türkiye’yi içine düştüğü çıkmazlardan kurtaracak, her türlü sömürücülüğü ortadan kaldıracak, gerçek bir demokrasi düzeninin kurulması için gerekli koşulları yaratacak tek sistemin sosyalizm olduğuna inanıyoruz.”
Derneğin Tüzüğündeki amacı da şu şekilde ifade edilmişti: “Derneğin amacı: Madde 2 — Emeği toplumun temel değeri sayan Sosyalist Kültür Derneği, her türlü sömürücülüğü ortadan kaldıracak olan gerçek bir demokrasi düzeninin kurulması için gerekli koşulları bilim aşığı altında inceler, böyle bir düzenin kültür temellerini araştırır ve bunların yayılmasına çalışır.”
Sosyalist Kültür Derneği, bir açıdan bakıldığında, Türkiye Çalışanlar Partisi girişiminin Doğan Avcıoğlu açısından başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından, Yön’ün çalışmalarını tamamlayacak bir kitle örgütlenmesiydi. Ancak diğer bir neden, Sovyetler Birliği’ne bağlı ve bağımlı TKP’nin 1962 yılında yeniden faaliyete geçmesiyle sol cenahta bir rakibin ortaya çıkmasıydı. Eski TKP’yi çok yakından tanıyan Şevket Süreyya Aydemir, bu nedenle, önce Yön’de “Türk sosyalizmi” konusunda yazılar yazdı ve Sosyalist Kültür Derneği’nin kurucuları arasında yer aldı.
Bulgaristan vatandaşı D.Şişmanof, derneğin faaliyeti konusunda şu bilgiyi vermektedir: “Bildiriyi hazırlayan aydınlardan bir grup (…) Ankara’da, Sosyalist Kültür Derneği adında, sosyalist fikirleri yayma teşkilâtı kurdular. Derneğin kısa zamanda, İstanbul, İzmir, Diyarbakır vs. gibi şehirlerde şubeleri açıldı. 1965 yılının başlangıcında aza sayısı 5000 kişiyi buluyordu. Bunların 2000 kadarı Ankara ve İstanbul’da, ötekileri diğer şehirlerdeydi.” (D.Şişmanof, Türkiye’de İşçi ve Sosyalist Hareketi, Narodna Prosveta, Sofya, 1965;178)
Yön Bildirisi’nde sosyalizm, kapitalizm, emperyalizm, sömürü gibi kavramlar yer almıyordu. Ancak, Yön’ün bu Bildiri’nin de yer aldığı 20 Aralık 1961 tarihli 1. sayısında bile Doğan Avcıoğlu’nun “Kemer Sıkalım” başlıklı yazısında sosyalizm savunuluyordu: “Hızlı kalkınma temposunu sağlayacak çapta bir kemer sıkma gayreti, gelir dağılışındaki adaletsizliklerin giderilmesi, fedakarlık ve nimetlerde eşitliğin gerçekleştirilmesiyle mümkün olacaktır. Bu sebepledir ki, yirminci yüzyılın ikinci yarısında azgelişmiş memleketler için tek çıkar yol, sosyalizmdir.” (Yön, Sayı 1, 20 Aralık 1961)
Yön Dergisi, Sosyalist Kültür Derneği’nin kurulduğu 18 Aralık 1962 tarihine kadar, gerek Şevket Süreyya Aydemir’in, gerek Doğan Avcıoğlu’nun yazılarıyla, sürekli olarak “Türk sosyalizmi”ni savundu.
Sosyalist Kültür Derneği’nin kuruluş bildirisinde Türk sosyalizmi anlayışı vurgulanıyordu. Bildirinin bazı bölümleri aşağıda sunulmaktadır:
“İkinci Dünya Savaşından sonra Türkiye, bir yandan çok partili bir siyasal sistemi yerleştirmeğe çalışırken, diğer taraftan dağınık ve sistemsiz müdahaleleri olan, fakat esas itibariyle kapitalist bir düzene dayanan bir kalkınma çabasına girişmiştir. (…)
“Cumhuriyetin kuruluş yıllarında başlıca amaçlardan biri olarak açıklanan “sınıfsız bir toplum yaratma” ilkesinin terkedilmesi ve buna ters yönde keskin sınıf farkları yaratan bir gelişme metodunun seçilmesi sınıflar arasındaki gerginliği artırmış ve sınıf çatışmalarına daha da elverişli bir ortam yaratmıştır. Bu devrede çok partili siyasal sistem ise halk isteklerinin belli çıkarlar için istismar edilmesi şeklinde işlenmiştir. İktisadî ve sosyal meselelerin çözülememesi, çok partili sistemin oyun kurallarının bozulmasına sebep olmuş böylece demokratik düzenin asgari şeklî unsurları bile uygulanamamıştır. (…)
“Toplum yapısının ve tarihî gelişmenin incelenmesinden ortaya çıkan gerçekler, halk mutluluğunu hedef tutan bir çerçeve içinde, düşünenleri sosyalist bir çözüm yolu etrafında birleştirmektedir.
“Sosyalizm,
“Toplum refah ve saadetini fert ve zümre çıkarlarının üstünde tutan bir dünya görüşünden hareket eden,
“Bunu gerçekleştirmek üzere halka dayanan ve halka yönelen bir toplum düzeni kurmak amacını benimseyen,
“Bu düzeni kurmak ve yaşatmak için,........© Veryansın TV
