Atatürk’ün toprak devrimi
www.yildirimkoc.com.tr
Atatürk’ün topraksız ve az topraklı köylüyü toprak sahibi yapacak önemli adımları atamadığı biçiminde yaygın bir kanı vardır. Halbuki, Atatürk, toprak mülkiyeti konusunda dünyada çok az ülkede başarılabilen bir “TOPRAK DEVRİMİ” gerçekleştirmiştir.
Semyon Ivanoviç Aralov 1922 yılı başlarında Sovyet Rusya’nın Ankara Büyükelçisi olarak göreve başladı. Aralov, aynı zamanda Kızıl Ordu İstihbarat (GRU) örgütünün kurucusuydu. Aralov, 1922 yılı başlarında Mustafa Kemal Paşa ile Konya’da yaptığı bir gezide, Mustafa Kemal Paşa’nın bir medresede hocaları azarlamasına tanık oldu. Aralov, bu olay sonrasında Mustafa Kemal Paşa’nın sözlerini şöyle aktarmaktadır:
“Mustafa Kemal Paşa otomobilde uzun bir süre yatışmadı: ‘Savaş sona erince onlarla daha ciddi konuşacağım! Herşeyden önce onları malî dayanaklarından, vakıflardan, yoksun edeceğim. Yurt topraklarının büyük bir parçası, nerede ise üçte ikisi, belki de daha çoğu vakıftır. Bu topraklar mollaların yaşama kaynaklarıdır. Bunların çoğu köylülerin elinden alınmış topraklardır. Buna son vereceğiz. Bir de utanmadan hükümetten yardım istiyorlar.’ “ (Aralov,S.İ., Bir Sovyet Diplomatının Türkiye Anıları, Birey ve Toplum Yay., Ankara, 1985;106)
Mustafa Kemal Paşa’nın cumhuriyet döneminde gerçekleştirdiği “TOPRAK DEVRİMİ” bu tespitten başlamaktadır. Mustafa Kemal Paşa’nın belirttiği gibi, bu tarihlerde, “yurt topraklarının büyük bir parçası, nerede ise üçte ikisi, belki daha çoğu vakıftır. Bu topraklar mollaların yaşama kaynaklarıdır.”
Mustafa Kemal Paşa’nın bu tespiti, başka kaynaklarla da doğrulanmaktadır.
Osmanlı İmparatorluğu döneminde, çeşitli nedenlerle, arazinin önemli bir bölümü dini vakıfların elindeydi. Bu konuda farklı tahminler bulunmaktadır. Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne göre, Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemlerinde arazinin dörtte biri vakıflara aitti. 19. yüzyılın sonlarında Mehmet Sait Paşa’nın hazırladığı bir rapora göre ise ülke arazisinin yarıdan fazlası vakıfların mülkiyetindeydi. (Vakıflar Genel Müdürlüğü, Cumhuriyetin 50. Yılında Vakıflar, Ankara, 1973;244) Diğer taraftan, “Engelhardt, Türkiye’deki gayri menkullerin ve emlakın dörtte üçünün 19uncu asırda vakıf sıfatiyle camilere ait bulunduğunu iddia etmektedir.” (Derin, H., Türkiye’de Devletçilik, İstanbul, 1940;60)
Tekkeler ve zaviyeler de bazı arazilerin ve önemli miktarda gayrimenkulün sahibiydi. Tekke ve zaviyeler, hem vakıflar, hem de normal mülkiyet ilişkisi içinde çok önemli bir ekonomik güce sahipti.
Diğer bir deyişle, Osmanlı Devleti’nden devralınan ekonomik yapıda, özellikle Doğu ve Güneydoğu Bölgelerinde şeyhlerin, ağaların, aşiret reislerinin kontrolündeki büyük arazilerin dışında, esas büyük toprak mülkiyeti camilere, tekkelere, zaviyelere aitti.
Mustafa Kemal Paşa’nın TOPRAK DEVRİMİ, bu arazilere hiçbir tazminat ödemeksizin devletin el koymasıdır.
Mustafa Kemal Paşa, günün koşullarını çok iyi değerlendirerek ve hiçbir ciddi tepkiyle karşılaşmadan kısa bir süre içinde milyonlarca dönümlük araziyi hiçbir tazminat ödemeksizin devlet mülkiyetine geçirdi.
Türkiye’de toprak sorununun temelinde, yoksul ve topraksız köylülüğün toprak davasından çok daha önemli olarak, Kemalist Devrim’e karşı çıkan ve büyük topraklara sahip olan gerici kesimin ekonomik belkemiğinin kırılması amacı yatıyordu. Mustafa Kemal Paşa, TOPRAK DEVRİMİ ile bunu gerçekleştirdi.
1789 Fransız Devrimi öncesinde Fransa topraklarının önemli bir bölümü (bazı tahminlere göre yüzde 10’u, bazı tahminlere göre yüzde 25’i) Katolik kilisesine aitti. Fransız Devrimi sonrasında 2 Kasım 1789 tarihinde çıkarılan bir kararnameyle, bu........
