KALABALIKLAR ARASINDA KAYBOLAN MANEVİYAT
Ankara Kültür Yolu Festivali kapsamında Başkent Millet Bahçesi’nde on binlerce insanın akşam saatlerinde meydanı doldurduğuna şahit olduk. Işıklar, gösteriler, etkinlikler, kalabalıklar… İnsan seli adeta her tarafı kuşatmıştı.Fakat aynı saatlerde, o büyük kalabalığın hemen yanı başındaki camide bambaşka bir manzara vardı.Yatsı namazını kılmak için camiye girdiğimizde karşımıza çıkan cemaat sayısı yaklaşık 20 kişiydi.İnsan ister istemez durup düşünmeden edemiyor:On binlerce insan eğlenmek için bir meydanı doldururken, neden aynı insanlar birkaç adım ötedeki Allah’ın evine uğramıyor?Mesele elbette sadece camideki insan sayısı değildir. Asıl mesele, toplum olarak nereye doğru sürüklendiğimizdir.Bir toplumun meydanları ne kadar kalabalık olursa olsun, gönülleri boşalmışsa orada ciddi bir muhasebe yapmak gerekir. Çünkü insan yalnızca eğlenerek, tüketerek, gezerek, alkışlayarak ve vakit geçirerek insanlığını inşa edemez.Ruhunu beslemeyen bir insanın dünyası ne kadar kalabalıklaşırsa kalabalıklaşsın, iç dünyası o kadar ıssızlaşabilir.Bugün belki de en büyük problemimiz budur:Gürültümüz çok, tefekkürümüz az.Tüketimimiz çok, kanaatimiz az.Eğlencemiz çok, huzurumuz az.Kalabalıklarımız çok, gönül birlikteliğimiz ise giderek daha az.Elbette bir festivale katılmak, eğlenmek veya kültürel etkinliklere gitmek başlı başına yanlış değildir. Mesele, eğlence ile ibadeti birbirinin alternatifi hâline getirmektir.Mesele, hayatımızda maddî ihtiyaçlara ayırdığımız zaman ile manevî ihtiyaçlara ayırdığımız zaman arasındaki uçurumdur.Bir toplumun geleceği yalnızca yolları, binaları, meydanları ve teknolojisiyle ölçülmez.Asıl mesele, o toplumun nasıl bir insan yetiştirdiğidir.Ahlaklı insan…Merhametli insan…Kul hakkından korkan insan…Yetimin başını okşayan insan…Komşusunun derdiyle dertlenen insan…Elindeki imkânı paylaşabilen insan…Gecenin bir vaktinde kimsenin........
