menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Büyük Devlet Olmanın Şartı: Dik Duruş, Cesaret ve Barış

30 0
16.09.2026

Bir milletin tarihindeki bazı kararlar vardır; alındığı günün siyasi tartışmalarını aşar, yıllar sonra dönüp bakıldığında devlet aklının ve millet iradesinin dönüm noktaları olarak hatırlanır. Bugün Türkiye’nin önündeki en önemli meselelerden biri de terörün, şiddetin ve kardeş kavgasının sona erdirilmesi; Türkiye’nin birlik ve bütünlüğünün daha güçlü bir zeminde geleceğe taşınmasıdır.

Ecnebiye biat ederek değil, kendi iradesine sahip çıkarak devlet olunur. Başkasının hesabına taşeronluk yapanlar tarih yazamaz. Tarih; kendi kararını kendi veren, gerektiğinde masaya oturmasını ama gerektiğinde de dik durmasını bilen milletlerin hanesine yazılır.

Bu yüzden meseleye yalnızca günlük siyasetin penceresinden bakmak büyük bir hata olur.

Yedi düvele karşı Bozkurt gibi, kartal gibi bir yürek gerekir. Fakat güçlü olmak yalnızca kılıç kuşanmak değildir. Asıl güç, mücadele devam ederken gerektiğinde barışın kapısını açabilmektir. Çünkü savaşmak kadar barışmak da devlet ciddiyeti ister; barışı korumak ise çoğu zaman savaştan daha büyük bir siyasi irade gerektirir.

Ülkemizin ülküsü olan o nazlı gelinin; Türkiye Cumhuriyeti’nin geleceği için şan gerekir, şeref gerekir, yürek gerekir. Büyük devlet olmak isteyenlerin önünde iki yol vardır: Ya başkalarının çizdiği senaryolarda figüran olacaklar ya da kendi tarihlerini kendileri yazacaklardır.

Bizim tercihimiz bellidir:

Korkaklar ve piyonlar tarih yazamaz.

Ancak cesaretin anlamı da sürekli kavga etmek değildir. Gerçek........

© Ülkücü Medya