AT İZİ Mİ, İT İZİ Mİ? KAHRAMAN KİM, HAİN KİM?
Algılar Çağında Hakikat Mücadelesi ve Asırların Kadim Devlet Aklı
Zamanın ruhu, kutsal olan ne varsa büyük bir gürültüyle öğütürken insanlık tarihi belki de hiç bu kadar büyük bir belirsizlik girdabına sürüklenmemişti. Hakikatin sesinin kısıldığı, yalanın ise en parlak ambalajlarla meydanlarda pazarlandığı bu puslu iklimde, yönümüzü bulmak her zamankinden daha hayati bir zorunluluk hâline geldi. İşte tam da bu kırılma noktasında, toplumsal hafızamızın ve siyasi literatürümüzün en keskin virajlarında karşımıza çıkan o meşhur deyim, bugünlerde yine zihinlerimizi kurcalıyor: "At izi, it izine karıştı." Kurguların gerçeklerin önüne geçtiği, algıların olguları gölgelediği bir dönemden geçerken, şu kadim soruyu sormanın tam vaktidir: Sahi, at mı kahraman, it mi hain? Yoksa roller çoktan değişti de biz mi fark edemedik?
Tarih boyunca at; asaletin, sadakatin, alperenliğin ve kutlu bir davanın taşıyıcısı olmuştur. İt ise çoğunlukla sadakatsizlikle, pusuda........
