menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Haysiyet ve şeref ayaklar altında!

45 33
09.01.2026

Maduro hadisesi bildiğimiz bir gerçeği yeniden hatırlattı: Zayıfsan her türlü operasyona açıksın demektir! Üstelik millî hassasiyetlerin biraz gevşekse her ihtimale hazır olmalısın. Onun için üzerinde emelleri olanlar her daim millî değerlerini törpülemeye çalışırlar. Bizde de son dönemlerde ne hazindir ki gidişat iyi değil. Toplumun içi her geçen gün boşalıyor. Sağlam bir cemiyetle türlü zaafları kapatabilirsiniz fakat cemiyet bozuksa topun tüfeğin seni korumaz.

ABD olup bitenleri şova dönüştürdü. Senelerdir Venezuela’dan şikâyetçilerdi. 2025’te askerî bir müdahale bekleniyordu. Devlet olma iddiasındaki her yapı, yoluna döşenen taşları temizler. Niye temizledi diye kızmak olmaz. Güçlüysen buna müsaade etmezsin. Nitekim olan budur...

Neticede ABD gibi bir devletten adaletle hareket etmesini beklemek hayal olur. Zulümle kurulan ve tarihini zulümle dolduran bir yapı başka türlü hareket edemez. Aslında burada ABD’nin yaptığını değil Venezuela’nın yapmadığını konuşmak lazım! Bu nasıl bir zillettir ki tek kurşun atmadan cumhurbaşkanını düşmana teslim ediyorsun! Adamlar birkaç helikopterle gelip devlet başkanını alıp gidiyor...

İhanet etmenin bile bir raconu vardır. Böyle bir devlet, böyle bir ordu olamaz. Birazcık onurları olsa yerin dibine geçerler. Venezuela halkının durumu da izah edilemez. Böyle bir hâlde sevinebilmek için ya karakterin sıfırın altında olması ya da alıp götürülen kişinin Firavun olması icap eder. Hadisenin duyulduğu anda sokakların dolması, ordunun hareketlenmesi icap ederdi. Oysa dünyanın haberi oldu da onların olmadı sanki. En umursamaz bir tavır içinde sakince hayatlarına devam ediyorlar. Bu tavrı ekonomik sıkıntıya bağlamak, ucuzluğun, gözü kapalılığın ve gafletin dibi olur. Hatta bunu böyle gösterenlere dikkat etmek gerekir. Öyleyse meseleyi derinliğine tahlil etmek lazımdır.

Her şeyden önce Maduro, Filistin’in yanında İsrail’in karşısında duran bir devlet adamıydı. Hem İsrail’i yerin dibine sokuyor hem Batı'nın yüz yıldır İslam dünyasında kurduğu düzeni temelinden sarsıyordu. Şu sözleri ile Türk halkının büyük sevgisini kazanmıştı:

“Bu katliam artık bir soykırıma gidiyor… Buradan öncelikle Yahudilere bir çağrım var: Gazze’de öldürülen çocukların katili İsrail devletine önce dünyanın dört bir yanındaki Yahudiler dur demeli; katil devletlerini ilk Yahudiler kınamalı… İkinci çağrım bölgedeki Arap halkına ve liderlerine: Ne zamana kadar katliama sessiz kalacaksınız? Filistinli kardeşlerinizin katliamını izlemeye devam mı edeceksiniz? Arap halkları ne zaman uyanacak? Ve Arap liderleri… Ne zaman uyanıp Filistin halkının sesine ses vereceksiniz? Yerin dibine batsın resmî açıklamalarınız! Yerin dibine batsın beynelmilel protokolünüz… Venezuela devlet başkanı olarak size sesleniyorum: Yeter artık!..”

Dikkat! Bu sözleri Müslüman bir lider değil Hıristiyan bir lider haykırıyordu. Aynı yüksek tepkiyi Müslüman dediğimiz Arap liderleri yapsalar ve küçük de olsa bir adım atsalardı Gazze’de durum bu noktaya gelir miydi?

Siyonistler bu çağrıyı yapan Maduro’yu........

© Türkiye