menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

ABD saldırganlığının son örneği Venezuela

10 0
03.02.2026

(Venezuela is the latest example of US aggression)

Giriş

DEİK/Türk-Avrasya İş Konseyleri ve İstanbul Bilgi Üniversitesi Ekonomi Bölümü iş birliğinde 18 Haziran 2009 günü düzenlenen konferansa konuşmacı olarak katılan Kırgızistan’ın ilk Cumhurbaşkanı ve Rusya Bilimler Akademisi üyesi Prof. Dr. Askar Akayev “Küresel Krizin Çıkış Nedenleri, Gelişimi, Dünyaya ve Avrasya Bölgesine Yansımaları” başlıklı bir tebliğ sunmuştur. Akayev tebliğinde, 1938 yılında öldürülen ve Batıda çok tanınmayan Rus iktisatçı Nikolay D. Kontratiyev’in geliştirdiği, kapitalist ekonomilerde her yüz yıllık dönemde yaklaşık iki kez ortaya çıkan, uzun dönemli ekonomik gelişme döngülerinden bahsetmiştir.

Akayev, Kondratiyev Dalgaları denen bu 45-60 yıllık periyotlara sahip döngülerin beşincisinde, kapitalist ekonomilerde refah seviyesinin zirvesine 2000’li yıllarda erişildiğini, şu anda yaşanmakta olan krizin, döngünün çöküş (depresyon) aşamasında olduğunu ve krizin yaklaşık 2018-2020 yıllarından itibaren görülecek gelişme, toparlanma ile altıncı büyük döngüye girileceğini ifade etmiştir.

Dinamik ekonomi teorisinin öncülerinden, 1892-1938 yılları arasında yaşamış olan Rus ekonomisti Nikolay Dimitriyeviç Kondratiyev[] 1800’lü yıllardan itibaren ayrıntılı olarak incelediği batı kapitalist sisteminde yaşanan krizlerin istatistik analizlerini yaparak oluşturduğu bir matematik modelle, kapitalizmin 45-60 yılda bir tekrarlanan döngüsel büyük krizler yaşadığını belirlemiştir (Şekil-1). Bugün “Kondratiyev Dalgaları” olarak anılan bu yaklaşım, yanılmaz bir araştırma göstergesidir ama halen pekçok hükümet tarafından görmezden gelinir.[]

Kapitalist üretimin temel dürtüsü kârdır. Kârı arttırmak için ise kabaca üç yol üzerinde yürünür: (i) maliyetleri düşürmek, (ii) üretimi arttırıp, pazarı büyütmek, (iii) rakipleri azaltmak, tekelleşmek.

Maliyetleri düşürebilmek için;

– işçi ücretleri ve sayısı düşürülür, ancak alıcı kitlesi de küçülür ve kriz olur.

– yeni teknolojilere yatırım yapılır, üretim kapasitesi arttırılır (ölçek ekonomisi), pazar payı yeterince artmazsa, âtıl kapasite doğar, maliyetler düşmez, kriz çıkar.

– ucuz hammadde ve enerji kaynaklarına (petrol, doğalgaz, uranyum) erişim sağlanır. Genellikle başka ülkelerin kaynakları sömürülür, bunun için o ülkelerde iktidara etki yapılır, yapılamazsa iç karışıklık çıkartılır, yetmezse askeri müdahale veya işgale başlanır, binlerce insan öldürülür (demokrasi götürülür!).

– rakip ülkelerin üretimiyle baş edebilmek için serbest piyasa ekonomisi modeli uygulatılır, rakip ülkelere gümrüksüz mal satılır. (AB’ye üye olamadan Gümrük Birliği anlaşması imzalayan tek ülke olan Türkiye, iç pazarını gümrüksüz AB mallarına açarak, eşitsiz bir ticaret yapmakta; “Onlar Ortak Biz Pazar” olmaktayız.) Ancak rekabet şansı olmazsa serbest Pazar terk edilip, iç pazarlar gümrük duvarlarıyla korunur.

Bütün bu önlemlere karşın serbest piyasacı “kapitalist üretim” tarzı krizlerden kurtulamaz. Böylece kapitalizm, meşruiyetini artık gerçek refah üreterek sağlayamaz hâle geldiğinde, önce borçlanma ve söylemle halkını aldatarak zamanı satın alır, bu da yetmeyince sistemi baskı ve istisna rejimleriyle zor kullanarak ayakta tutmaya çalışır.

Günümüzde içinde ABD, AB, Japonya vb ülkelerin bulunduğu Batı, artık Kondratiev dalgalarının yükseliş ya da durgunlukta değil, açık biçimde çöküş evresine girmiştir. Bunun kanıtı tek bir alanda değildir, aynı anda birçok cephede ortaya çıkan belirtilerdir. Artan savaşlar ve çatışmalar (Ukrayna, Orta Doğu, Güneydoğu Asya), çevresel bozulma ve doğal sistemlerin aşırı zorlanması, işsizliğin ve çalışmaya yabancılaşmanın artması, doğurganlık oranlarının çöküşü, reel gelirlerin düşmesi, enflasyon ve yaşam standartlarının gerilemesi, ruhsal sağlık krizi (depresyon, anksiyete, tükenmişlik), aşırı borçlanma (devlet ve hane halkı düzeyinde) ve toplumsal güvenin ve dayanışmanın erimesi gibi tüm bu belirtiler, tarihsel olarak yükselen değil çöken medeniyetlere özgüdür.

Çin kökenli Kanadalı düşünür ve eğitimci Jiang Xueqin, bu süreci anlamak için Jiang, medeniyetlerin geçirdiği üç aşamalı bir şema kullanır.

“Yükseliş döneminde toplumsal rıza yüksektir, eleştiri teşvik edilir, yenilik ödüllendirilir ve ortak gelecek fikri güçlüdür.

Gerileme döneminde sistem hâlâ işler görünür ancak içeride bozulma başlamıştır; sorunlar inkâr edilir ya da makyajlanır, eleştiri tolere edilir ama dikkate alınmaz.

Çöküş döneminde ise rıza, yerini zor ve baskıya bırakır, eleştiri artık tehdit olarak görülür ve sistem kendini korumak için toplumu sıkıştırır.”

“İngiliz tarihçi Paul Kennedy, Büyük güçlerin yükselişi ve Çöküşü adlı eserinde imparatorlukların “aşırı yayılma” nedeniyle çöktüğünü savunur. Askeri taahhütler ekonomik kapasiteyi aşar, kaynaklar tükenir, sistem sürdürülemez hale gelir.” []

ABD ekonomisi

ABD’nin, II. Dünya Savaşı sonrasında oluşturulan IMF, Dünya Bankası, Birleşmiş Millet, NATO gibi yeni dünya düzeninin lideri olarak kurduğu “kurallara dayalı düzen” artık ABD’nin koruyamayacağı ve yükünü taşıyamayacağı bir hâl almıştır.

ABD ekonomisinin resminin çekildiği bir çalışmada[] ABD yıllık toptan eşya fiyatları, 1967 yılı baz alınarak değişimi incelendiği zaman, ekonomik krizlerin Kondratiev dalgalarıyla uyumlu olduğu görülür. Kırılmaların ABD-İngiliz Savaşı, ABD İç Savaşı, I. Ve II. Dünya savaşlarında olduğu görülür (Şekil-2).

Şekil-2

“Kapitalizmin 1970’lerde içine girmiş olduğu bunalım ve tıkanma ABD finans dışı sektörlerinde gerçekleşen kâr oranlarındaki düşüşle sergilemektedir. Şikago Roosevelt Üniversitesi öğretim üyesi, Dr. Özgür Orhangazi’nin bir çalışmasına göre ABD’de ’lar seviyesindeki reel sektör kâr oranları 1960’ların ortalarından........

© Turkish Forum