menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

12 Eylül

2 0
yesterday

Bilmeyen var mı? Ali, Ayşe’yi seviyor.

Ali; babası hastanede gişe memuru, annesi öğretmen olan bir ailenin ilk çocuğu. Dededen kalma, bahçeli bir evde oturuyorlardı. Bahçelerinde çeşit çeşit meyve ağacı vardı ama Ali en çok, avlu kapısının yanındaki duvarın köşesinde bulunan dut ağacını severdi.

Ali iki yıl önce okulunu bitirdi, askerliğini yaptı, işe girdi; çalışıyor. Akşam yemeklerinden sonra bahçeyi dolaşmaya çıkar, gece yarısına kadar eve girmezdi. Güya evdekilere hissettirmeden dut ağacına tırmanır; yan bahçedeki dört katlı evin ikinci katında oturan Ayşe’yi, mutfakta bulaşık yıkarken ya da çay demlerken saatlerce izler, onunla kısık sesle sohbet ederdi.

Aslında bütün mahalle, Ayşe’nin de Ali’yi sevdiğini biliyordu ama bu aleni sırrı kimse yüzlerine vurmuyordu.

Bir gün Ali’nin babası, iş çıkışı Ali’yi yanına çağırdı. Çarşıda biraz dolaştıktan sonra onu bir çiçekçinin önüne getirdi.

“Hadi, seç bakalım komşu kızının en sevdiği çiçekleri. Annen de şekerleri yaptırdı, akşama Ayşe’yi istemeye gidelim.” dedi.

Ali kızardı. Usulca çiçekçiye girip bir demet gül seçti. Ardından kuyumcudan söz yüzükleri alındı. Çok heyecanlıydı.

Ayşe’nin annesine sabahtan haber gitmişti. Evlerinde tatlı bir telaş vardı. Ayşe sabahtan çarşıya çıktı, çok güzel bir kız isteme elbisesi seçti. Kuaförde kendisinin, kız kardeşlerinin ve teyze kızlarının saçları yapıldı. Akşama her şey hazırdı.

Ali’nin ailesi destur isteyip içeri girdi. Evde bir gariplik vardı. Her gün görüp tanıdıkları kızlar, özellikle de Ayşe, o akşam çok farklı görünüyorlardı.

Biraz sohbetten sonra Ayşe’nin babası:

“Hadi kızım, yap kahvelerimizi.” dedi.

Ayşe ve annesi mutfağa gittiler. Annesi büyük cezvede herkese kahve yaparken Ayşe yalnızca sevdiği adama kahve hazırlıyordu. Kahve kaynamak üzereyken Ayşe, tuzluktan kocaman bir kaşık tuz alıp........

© Türkgün