Yasaklar ve “Bizden Olmayan Yaşamasın” Anlayışı
2002’de bir kesim liberal ve demokratların da oylarını alarak iktidara gelen AKP’nin ilk yıllarında en çok dillendirdiği kavramların başında “her tür yasaklara karşı mücadele” geliyordu. Güya tektipçi, dayatmacı, hegemonik devlet anlayışına karşı bireysel özgürlüklere dayalı ve çok daha sesli bir yaşam vaat ediyorlardı. Erdoğan ve AKP’nin o günlerdeki söylemlerinin takiye olduğunu, İslamcı temele dayalı gizli bir ajandaya sahip olduklarını söyleyenleri dövüyorlardı.
Şimdi ise AKP ve Erdoğan öyle bambaşka bir noktaya savrulmuş durumda ki; yalandan da olsa demokrasi, bireysel hak ve özgürlük kavramları ağza dahi alınmıyor. “Hukuk devleti”ni yerle yeksan ettikten sonra açıktan ve ısrarla Türkiye’nin bir “yargı ülkesi” olduğunu vurguluyor Erdoğan. Yeterince güçlü değilken değişik siyasal kesimlerin desteğini sağlama adına “demokrat, özgürlükçü ve hoşgörülü” görünüm verilmişse de artık bu takiyelere ihtiyaç kalmamıştır. Zaten ve esasen de, siyasal İslamı referans aldığı bilinen bir yönetim anlayışının sivil hak ve özgürlüklere samimiyetle saygı duymasını beklemek saflıktı.
“Çoğulculuğu” Değil Kendilerinin İktidara Getiren “Çoğunluğu” Önemsiyorlar
İktidar sahiplerinin kendilerine göre bir ideal birey, ideal toplum ve ideal ahlak anlayışları var. Bu anlayışa yakın olanları kendilerinden, uzak duranları ise karşıtları ve hatta düşmanları olarak görüyorlar. Tüm uygulama ve kararlarında çoğulculuğu değil de sadece onları iktidara getiren çoğunluğu dikkate ve kaale aldıklarından, kendilerinden görmediklerine her tür dayatmayı hak ve reva görüyorlar. “Karşıt” gördükleri kesimlere ikili hukuk ve hatta düşman hukuku uygulamakla kalmıyorlar, “ne yapsak da bunların burunlarını daha da sürtsek” diye türlü çeşitli uygulamalar getiriyorlar. Örneğin vergi düzenlemelerinde kendilerine zaten oy vermediklerini düşündükleri bu kesimlerin omzuna ekstra yükler bindiriyorlar. Son 5 yılda yurt dışı çıkış harcının 25 kat artırılması buna basit bir örnektir. 2019’da 15 TL olan yurt dışı çıkış harcını 2020’de 50 TL’ye, 2022'de 150 TL’ye, 2024'te 500 TL’ye, 2025’de önce 710 TL, ardından 1000 TL’ye çıkardılar. 2026’da ise 1250 TL oldu.
İnternet üzerinden yurt dışından yapılan alışverişlerde uygulanan 30 euroya kadarlık gümrük muafiyetinin kaldırılması kararı da bir başka örnektir. Birkaç sene öncesine kadar hayli yüksek olan bireysel yurt dışı alışveriş limitleri önce 2022’de 150 euroya indirildi. Temu benzeri sitelerden yapılan alışverişlerde zaten ekstra yüzde 60-80 arası ek vergi ödeniyordu. 2024’de 30 euroya indirilen bu muafiyet 2026’da tamamen kaldırıldı. Şimdi tüm tüketiciler hem çok pahalı hem de çok daha kısıtlı seçenek sunan iç piyasaya mahkum edildi. Yurt dışı alışveriş sitelerinin kullananların, tatillerini yurt dışında yapmayı tercih edenlerin, kültürel ve sosyal etkinliklere, dışarıda restoranlarda yeme-içmeye bütçe ayıranların genellikle orta sınıf olduğu biliniyor. Kendilerine pek oy vermediğini bildikleri görece eğitimli bu kesimin tepesine........
