Çocuk aklımla unutamadıklarım…
O yıllarda, yokluğun, yoksulluğun dibe vurduğu köylerden gelişigüzel büyüyen şehirlere doğru yoğun bir göç yaşanıyordu. Çocukluk yıllarıma denk gelen bu yıllarda, biz de bilmem kaçıncı kuşaktan bu yana yaşadığımız, bizi her türlü beladan, uğursuzluktan koruduğuna inandığımız toprakları, köyleri terk ettik. Giderek yoksullaşan, kendine yetmemeye, bizi doyurmamaya başlayan Qerejdaxa Milanî’yi iş güç sahibi olma heyecanıyla, belki de zengin şehirli olma sevdasıyla öylece geride bırakıp gittik kendi yolumuza. Babaannem Bel’in bana aldığı kırmızıya çalan ayakkabım eskir, yırtılır diye giymeye kıyamadığım sene, önce Siverek’e, iki, bilemedin üç sene sonra da daha uzaklara, çoğumuz yola çıktığımız güne kadar adını bile duymadığımız, ömrümüz boyunca karın tokluğuna çalışanı olduğumuz Çukurova’ya çekip gittik. Köylülerin kendi aralarında, “Va bêbavên Qereqola Qanaxê” dedikleri Karacadağ Karakolunun falakacı jandarmalarının öncülük ettiği insanlıktan çıkmış, köy meydanlarında topladıkları kadınlara, gençlere, yaşlılara, çocuklara bile işkence yapan komandoların ani köy baskınları hariç, her türlü korkudan, kaygıdan uzak, yaşanan yokluğa, yoksulluğa rağmen mutluyduk. Biricik sığınağımız, kutsanmış bütün bilge babaların zirvelerinde sır olduğu tapınağımız Qerejdaxa Milanî’den sonsuza kadar çıkmak, boş hayaller peşinden koşarak bitmek bilmeyen yollara düşmek ne ağır gelmişti bize. Büyük, küçük her birimiz ne çok ezilmiştik aşağılandığımız el kapısında, ne çok kırılmıştık hiç bilmediğimiz, tanımadığımız yaban ellerinde, düşe kalka devam ede gelen hayatlarımız boyunca. Bir biz biliriz, bir de bizimle aynı kaderi paylaşanlar bilir, her birimizin, dahası her bir Kürtün bedenini kendi sömürge alanı olarak bellemiş itin, kopuğun kapısında yaşamanın ne kadar zor geldiğini, karın tokluğuna çalışmanın ne çok kırıp geçirdiğini…
Öyle ya dört, bilemedin beş yaşlarında Siverek’ taşınmıştık. Develerinden, atlarından, eşeklerinden, öküzlerinden geçilmeyen sürü sahibi, korkusundan avluya çıkamadığım Kitê’nin babası insan güzeli Ûsibê Gebozî’nin evine.........
