Mehdi Zana’nın Anısına Hürmetten
Mehdi Zana Kürt halkının önemli değerlerinden biriydi. Direnen ve bedel ödeyendi. Onun vefatı Kürt halkının çok önemli ulusal bir kaybıdır.
Ben, 1977 yılında Diyarbakır Belediyesi’nde vekaleten Temizlik İşleri Müdürü iken, o aynı yıl Diyarbakır’da belediye başkanlığını kazandı. Yollarımız ayrıldı. Sonra 1982’de Diyarbakır 5 Nolu’da yollarımız yeniden kesişti. Dostluğumuz perçinlendi.
Vefatı dolaysıyla bir yazı yazmak istedim, ama kendimi yazı yazma moduna alamadığım için yazamadım. Ben de Başkanım Mehdi Zana’nın anısına hürmeten anılarımı içeren Yoldaş Koçero (TÜSTAV Yay. 2011, İst.) kitabımdan ufak bir bölümü, ilişkimizin insanı yanına şahitlik eden bölümü ve tarihi değerde olduğuna inandığım bir mektup ve fotoğrafını paylaşmak istiyorum. Yoldaş Koçero, s. 135-137:
[“Abbas Peygamberin Torunu Aramıza Hoş Geldin!”
karanlık gecenin o kalbe işleyen sessizliğinde
ampullerin kirli ışığında
ölümün soğuk soluğu ensende
hücrede bir başınayken
veya koğuşta arkadaşlarınla
diyarbakır-siverek karayolundan
gelip gecen arabaların sesini
12. Koğuş’a ilk gittiğim andaki gardiyanın ismini hatırlamıyorum. Sonrasında “Kasap” kod adlı bir gardiyan geldi. Uzun boylu, atletik yapılı biriydi. Çok zalim olduğu söyleniyordu. Benim zalimliğini görmeye zamanım olmadı: Hücreye gönderildim.
5 Nisan 1983’de, “Kasap”ın gelişinin ikinci veya üçüncü günü 12. Koğuş’un kapısı açıldı, “Müslüm Üzülmez avukat görüşmen var, çık!..” denilerek çıkartıldım. Yanımda “Kasap”, koşar adım koşuyoruz. Avukat Görüş Yerine değil, insanların topluca dövüldüğü, dayaktan geçirildiği Sinema Salonuna götürüldüm. Duvar dibinde yüzüm duvara dönük “Çök” komutuyla asker usulü nizami çöktüm. Kasap uzaklaştı. Bir müddet sonra geldi ve “Kalk” komutuyla kalktım. Bana, “Sen ispiyoncu musun?” diye direk sordu. “Hayır, değilim Komutanım” dedim. Bunun üzerine; “Neden değilsin?” diye sordu. Devrimciliğim, komünistliğim hiç aklıma gelmedi o anda, içimden doğaçlama olarak “aile terbiyem müsait değil” dedim. Bu cevabım üzerine, cezaevinde zalimliğiyle nam salmış “Kasap” denilen çam yarması gardiyan; “Rahat otur aslanım” dedi. Demesiyle sanki o anda dünyalar benim oldu, kendime olan güvenim bin kat arttı. O an, insan onurlu bir davranış sergilediğinde düşman bile saygı göstermek zorunda kalıyor diye düşündüm ve direnme gücü kazanarak teselli........
