ÜSTATLARIN SEÇTİKLERİ BEYİTLER
ÜSTATLARIN SEÇTİKLERİ BEYİTLER
Prof. Dr. Ahmet SEVGİ
13. asırda temeli atılan, 14. asırda meyveye duran ve 15-16. yüzyıllarda da doruğa çıkan Klasik Türk şiirinde, “ne dedim”den ziyade “nasıl dedim”, diğer bir ifade ile “güzeli tasvir”den çok, “güzel tasvir” esastır. Nâbî’nin:
“Baksan ekser suhan-ı şâir-i hâm
Zülf ü sünbül gül ü bülbül mey ü câm
Çıkamaz dâire-i dilberden
Kadd ü hadd ü leb ü çeşm-i terden”
diyerek eleştirdiği bu şiir anlayışının ürünü olan “Divan”lar incelendiğinde “güzel şiir” değil de “güzel beyit”ler dikkati çeker. Dolayısıyla, hüsniyat şiirinden (Divan şiiri) faydalanmak isteyenlerin:
“1- Nevâdiru’l-âsâr (Recaizade Ahmet Cevdet, Bulak-1256)
2- Gülzâr-ı Âsâr (Abdurrahman Nâcim, Beyrut-1891)
3- Müntehabât-ı Mesâri‘ u Ebyât (Bursalı Mehmet Tahir, İst. 1328)
4- Unutulmaz Mısralar (Hilmi Soykut, İst. 1968)”
gibi beyitler antolojisi diyebileceğimiz eserlere yönelmeleri tabiidir. Nitekim üniversite yıllarımızda hocalarımız bize “Divan”ların yanında bahusus bu tip antolojileri tavsiye ederler hatta sınıfta:
“O gül endâm bir al şâle bürünsün yürüsün
Ucu gönlüm gibi ardınca sürünsün yürüsün.”
“Yok bu şehr içre senin vasfettiğin dilber Nedîm
Bir perî-sûret görünmüş bir hayâl olmuş sana.”
O zamân ki bezm-i cânda bölüşüldü kâle-i kâm
Bize hisse-i mahabbet dil-i pâre pâre düştü.”
tarzında güzel beyitler okurlar, biz de hemen not alır ve ezberlerdik.
Muhtemelen böyle bir rahle-i tedrisattan geçmiş olan Doç. Dr. Bilge Karga Göllü ve Şeyda Seyhanlı merak edip “21. yüzyılda Divan Edebiyatının en sevilen beyitleri neler olabilir?” düşüncesinden hareketle,........
