Meclis’e girmek için kötü muameleye razı olmak mı gerek?
Ülke normal dışı gündemler arasında bir uçtan diğerine savrulurken yazmak istediklerimizi ötelediğimiz de çok oluyor.
İşte o ötelenen ve aslında son derece önemli bulduğum, Kürt dili ve Kürt meselesinde ülkece ne noktadayız sorusuna verilecek yanıt niteliğinde bir olay geldi başımıza, bunu kamuoyuyla paylaşmak istiyorum.
Biliyorsunuz, geçen hafta CHP’nin grup toplantısını izlemek üzere Meclis’teydik.
Kapıların güvenlik kontrolüne geçmeden önceki durağı maşeri kalabalıktı, fakat kapıyı geçtiğiniz anda da güvenlik noktalarında büyük bir tenhalık hakimdi. Yanımdaki kadın meslektaşımla güvenliğe yöneldik. Aramadan geçeceğiz, rutin kontroller olacak, çantamız aranacak diye beklerken -buraya olay yerinin Meclisin Dikmen kapısı olduğu notunu da düşmeliyim- önce meslektaşımın çantası sorun oldu. Bez bir çanta, Dicle Fırat Gazeteciler Derneği’nin çantası. Üzerinde bir fotoğraf makinesi resmi var ve altında da Kürtçe “Çapemenîya Azad Civaka Azad” yazıyor, yani “Özgür Basın, Özgür Toplum”.
Çantayı tuttular. Onlarca telefonlaşma, kelimelerin ne anlama geldiğini öğrenme girişimi fazlasıyla uzun sürdü. Sonra aralarında tartıştılar ve “Çantayı içeriye sokamazsınız” dendi.
Bu çantadan bende de var.
Diyarbakır’da Barış Gazeteciliği forumunu düzenleyici dernek de aynı dernekti ve orada arkadaşlar hediye etmişti. Tonla yere giderken takmışımdır, hem kolay hem gazeteciliğe ait, severek kullanıyorum.
Yaşanan karmaşaya iyice dikkat kesildim tabii.
Meslektaşım Rengin Azizoğlu çantasına neden el konulduğunu anlamaya çalışırken, “Slogan yazıyor üzerinde” dendi.
Oysa üzerinde “Özgür Basın, Özgür Toplum” yazıyordu.
Bunu da söylemiş olmamıza rağmen meslektaşıma küçük bir naylon........
