menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İçeride saltanat sonu, dışarıda çağ yangını

49 0
09.05.2026

Dış politikaya pek yakın gelecekte iktidarı devralacak olan bugünün ana muhalefetinin penceresinden baktığımızda oldukça berrak bir görünümle karşı karşıyayız: İçeride çeyrek asırlık bir saltanatın çatırtı sesleri, dışarıda ise bir dönemin alevler içinde kül oluşu kulağımıza geliyor.

İçeride giderek otoriterleşen iktidar içinde bulunduğu çukuru aralıksız kazarak derinleştiriyor. Bu “öne doğru kaçış” hızlandıkça, ülkemize olan uzun vadeli fatura da ağırlaşıyor.

Dışarıda ise kuzeyimizde Ukrayna’nın işgali, güneyimizde ABD ve İsrail’in İran’a saldırısı, İran’ın Körfez’e karşı saldırıları, İsrail’in Filistin ve Lübnan’da sınır tanımaz sömürgeci ve yıkıcı tutum ve davranışları ulusal güvenlik kaygılarını artırıyor. Bu kadar sorunun ortasında Türkiye, çözüm masalarında istediği yeri bir türlü bulamıyor.

Avrupa Birliği (AB) önce dönem başkanı Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ev sahipliğinde zirve toplantısı yapıyor. Üstelik bu toplantıya Suriye geçiş dönemi devlet başkanı Ahmed eş-Şara, Mısır cumhurbaşkanı Abdülfettah el Sisi, Ürdün Veliaht Prensi Hüseyin de katılıyor.

Ardından Ermenistan'ın başkenti Erivan’da bu defa Avrupa Siyasi Topluluğu Zirvesi düzenleniyor. Emmanuel Macron'un ilgi odağı olacağı ortama girmek istemeyen Almanya Şansölyesi Friedrich Merz, zirvede yok, fakat kıta dışından Kanada Başbakanı Mike Carney bile orada hazır bulunuyor. 18 yıl sonra Cumhurbaşkanı Yardımcısı düzeyinde zirvede bulunmamız, en azından Türkiye-Ermenistan ilişkilerinin geleceği adına olumlu, fakat Avrupa'da etkinliğimizi arttırabilecek hamleler göremiyoruz.

Gazze'nin ilhakına meşruiyet zemini üretmek için kurulan Barış Kurulu’na, ABD Başkanı Donald Trump'a şirin görünmek için giren AKP hükümeti, Gazze’ye insani yardım götürme teşebbüsü İsrail'in uluslararası hukuku ayaklar altına alan baskınıyla engellenen Sumud Filosu ile adeta dalga geçen bir açıklama yapıyor. Kendisini aylarca Türkiye kamuoyuna Gazze'nin koruyucusu olarak tanıtıp, Gazze'ye havadan tek bir uçak dolusu yardım malzemesi dahi atamayan Erdoğan'ın ve kurmaylarının, mütevazı imkânlarına rağmen onlardan daha çok çaba sarf eden Sumud Filosu'na neden bu kadar tepeden baktığını da anlayamıyoruz.

Barış Kurulu'nda İsrail'e karşı etkili bir siyaset var mı? Elbette yok. Örneğin Barış Kurulu’nun İsrail’i Lübnan ile yaptığı ateşkes anlaşmasından muaf kılacak bir tavır alacağı basına sızdırılıyor. Nitekim İsrail Lübnan'ı, üstelik doğrudan başkent Beyrut’u yeniden hedef almaya başlıyor. Erdoğan'ın buna yönelik standart kınamalardan öteye geçen bir tepkisini dahi duyamıyoruz.

Bu yıl 7 Temmuz’da Ankara’da gerçekleşecek NATO zirvesinde Trump ile fotoğraf vermek Erdoğan'ın en büyük beklentisi olsa da, ABD Başkanı'nın Türkiye'ye gelip gelmeyeceği hâlâ belirsizliğini koruyor. ABD Dışişleri ve Savunma Bakanlarını zirveye gönderecek olsa da, bu görüntü Erdoğan'ın hissettiği ihtiyacı karşılamaya yetmiyor. Trump son dakikada gelmeye karar verirse, Ankara'dan hemen önce Atina'ya uğrama ihtimalini de göz ardı etmemek gerekir.

NATO, ABD'yi kaybetme korkusuyla sınanırken,........

© T24