menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Basra Körfezi'nde barış: Trump, eski Trump değil

40 0
21.06.2026

ABD İran’la anlaşmaya vardı. Vaşington tarafından meşru muhatap alınması dahi Tahran rejimi için önemli diplomatik kazanım. Ancak, bunun ötesinde ortaya çıkan ve alelacele kaleme alındığı dilinden belli olan mutabakat muhtırasının içeriği de İran’ın kazançlı çıktığını gösterir nitelikte.

Uzlaşı metni esasen bir dilekler listesi havasında. ABD’nin İsrail’le bir olup İran’a saldırmasının en temel gerekçeleri olarak sunulan nükleer program, balistik kapasite ve Lübnan’daki Hizbullah başta olmak üzere bölgedeki silâhlı uzantılar konuları muğlak bırakılmış.

Elimizdeki 14 maddelik metnin iddiası da zaten 60 gün içinde İran’ın bu anlaşmazlık konularında adım atması. Buna karşılık, İran yazımı öyle yaptırmış ki sözkonusu dikenli konuların tamamında inisiyatif kendi elinde ve “yapabildiği kadar, yapabildiği zaman” o adımlar atılacak.

Anlaşmanın sunduğu somut ilerleme Hürmüz Boğazı’nın açılması. O da, pek çok yerde ve pek çok kez yinelendiği üzere, zaten savaştan önce açık olan boğazın yeniden açılması demek. Üstelik, İran boğazdaki karşı komşusu Umman’la kitabına uydurulmuş bir geçiş ücreti alma seçeneğini de açık bıraktırmış.

Boğaz konusunun diğer ucu ise İran’ın elinde ABD’yi ve tüm dünyayı da çok düşük hatta sıfır maliyetle pes ettirebilecek bir hamleyi sürekli saklı tuttuğunu teyit ettirmesi. Düz anlatımla, İran’ın dilediği her an küresel ham petrol ve doğal gaz taşımasının beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı’nı kapatabileceği kanıtlandı.  

Öte yandan, zaman da hem uzun hem kısa erimde İran’dan yana. Güncel durumda Trump’ın 4 Temmuz’da ABD’nin kuruluşunun 250. yıldönümünü büyük tantanayla kutlamazdan önce İran meselesini geride bırakmaya son derece hevesli olduğu o kadar belliydi ki Tahran’ın bu avantajı da sonuna dek kullanmaması beklenemezdi.

Trump imzayı atarak kasım ayındaki ara seçimlerde en azından kayıplarını kısıtlamayı, yara sarmayı hedefledi. Netanyahu’nun Ekim ayındaki seçimlerde koltuğunu koruması da yine bu anlaşmayla ve Lübnan’da Vaşington tarafından dizginlenmesiyle iyice zora girdi.  
 
İran halkı herhalde bu olan bitenin en büyük kaybedeni. Rejimin savaştan güçlenerek çıktığı herhalde ileri sürülemez ama tamamen dağılmadan çıktığı kesin. Üstelik Devrim Muhafızları ceplerini de dolduracağı için bundan böyle kolay kolay iktidarı ellerinden kaçırmaz. Tersten söylersek, İran halkı rejimi devirmeye savaştan önce ihtimal olarak sanki daha........

© T24