İmamoğlu Türkiye’nin ‘rekabetçi otoriterlik’ten totalirizme, rakipsiz siyasete yöneldiğini düşünüyor
14 Ekim Çarşamba. Sabah erken saatler. Henüz hava yeni aydınlanıyor. Silivri’ye İBB Davası’nı izlemeye gideceğim günler ki rutinim; her zamankinden daha erken saatte geceden sarkan-kalan haberleri okumak. ‘Son dakikaları’, operasyonları bitmek bilmez bir memleket haline gelindiği için mutsuz da eden bir rutin. Orada görüyorum haberi. ‘Halk TV’ye şafak operasyonu, onlarca polis kanalda, çalışanların içeri girmesine izin verilmiyor, kanala kayyum atandı’. Kafamdan hızla resimler geçiyor. Daha geçen hafta T24’e erişim engeli gelmişti. Halk TV’deki meslektaşlar dayanışma ziyaretine gelmişti. Ne yazık ki sıra bizde. Bir yıl evvel Tele 1’e kayyum atanmıştı, ondan önce Habertük’e, Bloomberg’e, İsmail Saymaz ve Murat Ağırel ev hapsinde, Tuğba Tekerek, Şaban Sevinç, Merdan Yanardağ tutuklu...Daha pek çok meslektaş. Ya tutuklu ya adli kontrollü ya pasaportu ve basın kartı verilmiyor, ya sosyal medya hesabı yasaklı.
Meslektaşım Şirin Payzın ile Silivri’ye doğru yola çıkıyoruz. Şiddetli yağmur-fırtına var. Aklım her duruşmaya gelen ailelerde. Binaya varıyoruz, her zamankinden kalabalık. Ekrem İmamoğlu savunmasını yapacak. Kantine yöneliyoruz bir çay içmek için. Tanıyan ailelerden biri yanıma geliyor. Halk TV’yi duymuş sabah, T24’ün de takipçisiymiş. Soru şu: Bu kadar büyük suskunluk baskısının ardından ne yapacaklar? Meşru ama acı bir soru.
Birkaç soru da benden. Gerçekten tamamen iktidara yakın-bağımlı gazeteciler kaldığında sıra neye gelecek? Bütün bu yapılanlar muhalefetin siyaset alanını daraltmak, muhalefeti bölmek (butlan), muhalefetin sesinin daha az (hatta hiç) duyulmamasını sağlamak Türkiye’yi nereye götürür? 19 Mart, 21 Mayıs ardından ekim ayında iki büyük medya kurumuna (T24 ve Halk TV) yapılanlar ‘iktidar eliyle iktidarın istediği muhalefeti yaratma’ çabası mı?
Nasıl yorumlamak lazım yaşananları? Ekrem İmamoğlu mahkemede yaptığı siyasi konuşmada (bu bir savunma değil) bunlara yanıt aradı.
Dedi ki:
"Bugünkü Türkiye bütünüyle totaliter bir rejim değildir. Seçimler hala yapılıyor, muhalefet hala var millet hala direniyor. Bu tür rejimin bir adı var rekabetçi otoriterlik. Yani seçimin yapıldığı ama yarışın adil olmadığı rejimler. Türkiye, yıllardır bu kategoride anılıyor. Ama mesele bugünkü durak değil. Mesele gittiği yöndür. Bugün karşımızdaki iktidar,........© T24
