ABD’nin yeni kurbanı Küba ve Domuzlar Körfezi çıkarması
Palavracı Mussolini sandığımız portakal rengi peruklu ve fondötenli deli kral Trump bombacı ve işgalci bir Hitler çıktı. TACO (Trump daima korkup kaçar) lakabını çürütmek için çeşitli ülkelere saldırıp duruyor.
Koyun sürüsü müttefikler, diğer ülkeler, uzmanlar ve kamuoyu izlemekten başka bir şey yapmıyor. Aşağı yukarı herkes İran’dan sonra sıranın bir diğer ABD karşıtı ülkeye, Küba’ya geleceği konusunda hemfikir. Zaten çenesi düşük, demans başlangıcı olduğundan şüphelenilen Trump da bunu söyleyip duruyor. Bence amacı borsaları manipüle etmek ve kendisine ve yandaşlarına para kazandırmak. Grönland biraz daha bekleyebilir.
Ambargo altındaki yoksul Küba’nın 1963 Füze Krizinden bu yana ABD’ye ve kıtaya yönelik bir tehdit oluşturduğuna inanmak için safdil olmak gerekir. Tabii ABD yıllardır komünizmin yayılmasını önlemek için Latin Amerika ülkelerini bu fanteziye inandırmaya çalışmış, ancak komşularını daha iyi tanıyan Latin Amerikalılar buna arka taraflarıyla gülmüştü.
ABD’nin Küba’yı olası bir işgali emperyalist geçmişin, Soğuk Savaş kalıntılarının ve günümüz jeopolitiğinin yeniden sahneye konması anlamına gelir.
ABD ve Küba arasındaki ilişki modern tarihin en gerilimli ve ideolojik hikâyelerinden biridir. ABD'nin Küba’ya yönelik stratejisi 1959 Devrimi'nden bu yana kendi arka bahçesinde ideolojik bir virüs olarak gördüğü rejimi temizleme arayışı olmuştur.
Tarih Washington’un Küba’ya yakın komşu gibi değil, çoğu zaman kendisine itaat etmesi gereken küçük bir ada olarak baktığını defalarca göstermiştir.
Olası bir işgalin nedenleri: Bahaneler ve gerçekler
Ulusal güvenlik ve stratejik konum önde gelen faktördür. Küba Florida kıyılarına sadece 145 km uzaklıktadır. ABD için adanın Rusya veya Çin gibi küresel rakiplerle askeri iş birliği yapması ve Küba Füze Krizi benzeri bir riskin önlenmesi her zaman bir kırmızı çizgi olmuştur.
Demokrasi ihracı ve insan hakları artık söylenmek bile zahmetine katlanılmayan klasik bahanedir. Müdahale genellikle "Küba halkını otoriter rejimden kurtarmak" ve "insan haklarını savunmak" söylemleriyle ambalajlanır.
ABD Küba’dan çok göç almıştır. Adadaki ekonomik çöküş nedeniyle yaşanacak kitlesel bir göç dalgası ABD iç siyasetinde bir kriz yaratarak askeri istikrar operasyonu için meşruiyet sağlayabilir.
Savaşın iç politika sonuçları da mutlaka olacaktır. Özellikle Miami’deki sürgün anti komünist Kübalı seçmen kitlesi nedeniyle Küba politikası Amerikan seçimlerinde sık sık sertleşir.
Bana sorarsanız ekonomik çıkarlar her zaman en başat savaş nedenidir. Bir cinayetteki gibi Cui bono (kime yarar) sorusu genellikle ekonomik çıkarları gösterir. Kamulaştırılan mülklerin iadesi ve Küba pazarının Amerikan sermayesine açılması en güçlü motivasyonlardan biridir. Trump’ın Küba plajlarına aynen Gazze sahili gibi baktığını ve oralarda otel, AVM ve lüks konut inşa etmeyi planladığını tahmin etmek için bir siyaset bilimci olmaya gerek yoktur.
İşgalin gerçekleşme biçimi
Olası bir modern işgalde ABD teknolojik ve sayısal olarak ezici bir üstünlüğe sahiptir. Ancak Küba ordusu (FAR) uzun yıllardır Tüm Halkın Savaşı (Guerra de todo el pueblo) doktrini ile bir gerilla savaşına hazırlanmaktadır.
Olası çatışma asimetrik bir savaş olacaktır. Dağlık bölgelerin ve sık ormanların bulunduğu adanın coğrafi yapısı işgalci bir güç için Vietnam veya Afganistan benzeri bir batağa dönüşme riski taşır.
Olası ABD işgalinin sonuçları
Olası bir işgalin sonuçları planlayanların beklediğinden çok daha ağır olur.
Olası bir işgalde en büyük bedeli Küba halkının ödeyeceği kesindir. Zaten elektrik kesintileri, yakıt kıtlığı, göç dalgası ve ekonomik krizle boğuşan ada savaşla birlikte insani felakete sürüklenebilir. Son dönemlerde elektrik kesintileri ve çöken turizm gelirleri nedeniyle birçok bölge ağır sıkıntı yaşamaktadır.
Bence ABD’nin Küba’yı işgali bir zafer değil, yeni bir dış politika fiyaskosu olma ihtimali yüksek bir girişim olur. Savaş gemileri limanlara girebilir, fakat meşruiyet çıkarma gemileriyle kıyıya taşınamaz. Güç........
