menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İmamoğlu’na kalp işareti yapan gazeteci

29 0
23.03.2026

Sabah’ın “Fondaş medyaya ‘kalp’ yaptı” haberinde, İBB davasını izleyen muhalif gazeteciler “CHP fondaşı” diye aşağılanıyor; bir de suçlama yöneltiliyordu:

“Ekrem İmamoğlu, CHP fondaşı medyaya korsan bir şekilde demeç vermeye kalktı. Fondaşların ise gazetecilik maskesiyle İmamoğlu holiganlığı yaptığı görüldü, birtakım isimlerin İmamoğlu’na ‘kalp’ işareti yaptığı beyan edildi.”

Haberde nesnel bir dil kullanma gereği duymadıkları gibi, İmamoğlu’na “kalp işareti” yapan “birtakım isimleri” gören ve “beyan edeni” de yazmaya gerek görmemişlerdi. Duruşmada yaşananlar gizli olmadığına göre kimin gördüğü, kimin “beyan ettiği” yazılabilirdi, yazılmalıydı.

Hal böyle olunca “beyan edeni” araştırdım. Gazeteci Hasan Basri Akdemir’in, TGRT’deki programda, “İmamoğlu’na soru sormak gazetecinin işi. Ama İmamoğlu’na şunu yapmak (eliyle kalp işareti yaparak) gazetecinin işi değil. Bu gazeteci işi değil” dediğini buldum.

Akdemir çok haklı, gazeteci fırsat bulduğu her yerde soru sorar. Gazeteciler, sırf soru sorduğu için suçlanamaz. Ama elbette gazeteci, izlediği davada yargılanan bir kişiye “kalp işareti” yapamaz. Gazetecilikle bağdaşmaz böyle bir tutum.

Ancak Akdemir, kalp işaretini kimin ya da kimlerin yaptığına dair de bir şey söylemiyordu programda. Ben de kendisiyle konuştum, bu işareti yapanları sordum. “Genç bir gazetecinin yaptığını, onu zor durumda bırakmamak için isim vermediğini” söyledi.

Koruma kaygısıyla teşhir etmemeyi anlıyorum. Fakat isim ve sayı vermeyince oradaki bütün muhalif gazeteciler bu işareti yapmış gibi zan altında kaldılar; buna da yol açılmaması gerekirdi.

Nitekim Sabah gazetesi, Akdemir’in sözlerini -kaynak göstermeden- kullanıp, “birtakım isimler” diyerek oradaki bütün muhalif gazetecileri, İmamoğlu’na “kalp işareti” yapan taraftarlar olarak sunuyordu haberinde. Sabah’ın yaptığı, haberinde de vurguladığı gibi “gazetecilik maskesi” ile karalama faaliyetiydi. Büyük bir haksızlıktı.

Akdemir de Sabah’ta böyle bir haber çıkınca TGRT’deki programda, “kalp işareti”ni “birçok gazeteci”nin yapmadığını belirterek sözlerine açıklık getirdi; Sabah’ın haber dilini eleştirdi. Tabii Sabah, suçladığı gazetecilerden özür de dilemedi, haberini düzeltme gereği de duymadı.

Ortak bildiri manipülasyonu

Riyad’da yapılan “Arap ve İslam Ülkeleri Dışişleri Bakanları toplantısı sonrasında Türkiye’nin de aralarında bulunduğu 12 ülkenin ortak bildirisine ilişkin haberler, iletişim fakültelerinde “manipülatif habercilik” örnekleri olarak okutulmalı…

Türkiye adına Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın da imzaladığı bildiriyi okuyan aklı başında herkes bu bildirinin temel fikrinin, İran’a, “Körfez ülkeleri, Azerbaycan, Ürdün ve Türkiye’ye yönelik füze ve İHA’larla yaptığı saldırıları” durdurma çağrısı olduğunu anlar. Altı maddelik bildiride ABD’nin adı bile geçmediği gibi, İran’a yönelik saldırılara ilişkin hiçbir itirazda bulunulmuyor; savaşın sorumlusu olarak ABD ve İsrail değil, İran gösteriliyordu.

Bildiri ve Türkiye’nin tavrı böylesine açıkça ortadayken, iktidar yanlısı medya “Ortak Bildiri” haberlerinde manipülasyon yapmaktan geri durmadı. Bildirinin içeriğiyle ilgili haberi iç sayfaya atan Hürriyet, ilk sayfadan “İsrail’in kazanmasına asla müsaade edilmemeli” başlığıyla yayımladığı haberinde Fidan’ın “Savaşın birinci müsebbibi İsrail’dir” sözlerine yer verdi. Fidan’ın Doha’da dile getirdiği bu görüşün, saatler önce Riyad’da imzaladığı bildiriyle çelişmesine değinilmiyordu tabii ki…

Akşam, Sabah, Türkiye, Milliyet ve Ülke TV’nin, “Riyad’daki toplantının perde arkası”nı yansıtma iddiasındaki haberlerinde “İsrail eleştirisini Türkiye ekletti”, “Türkiye’den net mesaj: Krizin sorumlusu İsrail”, “Son uyarı zirvesi” ve “Bildiriye Türkiye........

© T24