menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Fransa yanıyor mu? (4): Proleteryadan prekaryaya

27 0
30.10.2026

Fransa’daki olayları yaşarken zihnimize takılan vandalizm ve şiddet kavramlarının yorumunda bir noktayı atlamamak, unutmamak gerek. Daha önceki dönemlerde, bilhassa 1848 ve 1871 Komününde, hatta 1968 olaylarında dahi üstünde durulan konu proleterya idi. 

Proleterya, sınıf bilincine sahip, sanayi işçisiydi. Varoşlarında olsa bile kentlerde yaşıyordu. Örgütlü ve bilinçliydi. En azından bu nitelikleri taşıması, onlara sahip olması için kullanılabilecek yöntemler, mekanizmalar vardı. Parti o araçların en önemlisiydi. İşçi sınıfının siyasal kalkışmasının çok güçlü olacağı ve devrimci şiddeti içereceği varsayılıyordu. Bu konuda 70 yıl süreyle kuramlar ortaya konmuştu. 

Onun karşısında olmasa bile, ötesinde duran, kazanılması, dönüştürülmesi gereken, ‘sınıf-dışı’ kitleler, başıboş, bilinçsiz, kentlerde salınan topluluklar ise lumpenlerdi. Siyasallaşmamışlardı ve tepkileri siyasal değildi, ‘şiddete’ dayanmıyordu, vandalizmle özdeşti. 

Sanayileşme bitmedi, proleterya ortadan kalkmadı, fakat çok ciddi şekilde ayrıştı, katmanlaştı. Beyaz yakalılar-mavi yakalılar ayrımı tek başına bu dönüşümü tanımlamaya yeter. Hele bugünün dünyasında Marx’ın 1848 öncesi ve sonrasında tanımladığı proleteryayı aramak, arkeolojik kazı yapmaktan öteye gitmez. 1980 sonrasında yaşanan teknolojik gelişmeler, robotiklerin devreye girmesi, bilgi teknolojilerinin ve dijital yapılanmaların egemenliği, klasik Marksist kuramın belkemiği olan proleterya kavramını kökünden sarstı. Akan suda iki kez yıkanılmaz. Bugün yeni bir sol kurama ihtiyaç duyulması, hatta yeni bir demokratik kuramın beklenmesi bütünüyle bu yeniliklerin devreye girmesindendir.

***

Proleterya dönüşürken başka bir sınıf ortaya çıktı: prekarya. 

İngilizcede iki sözcüğün (güvensiz, dayanaksız anlamlarına gelen precarious ile proletariat kavramlarının) birleşmesinden oluşan bir ‘portmanto’ sözcük bu. Doğrudan bir Türkçe karşılığı yok, olması da pek istenmiyor, proleterya gibi kendi başına ayakta kalması bekleniyor.

Prekarya, hiçbir dayanağı olmayan, iş güvencesi bulunmayan, yerden-yurttan uzak, daha çok göçmenlerle bütünleşmiş, toplumun en zayıf, en yoksul kesimini meydana getiren insan topluluğu. Bu konuda çok yazan (en önemli kitabı The Precariat: The New Dangerous Class’tır) iktisatçı Guy Standing’e göre prekarya, emek piyasası, istihdam, iş, çalışma, araçların yeniden üretimi, gelir ve temsil güvencesine sahip değildir. Neredeyse boşlukta yüzen, toplumun yeni köleleridir. 

Avrupa bugün bu........

© T24