menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İtinayla dosya kapatmak

33 0
18.04.2026

Gülistan Doku cinayetinde olup bitenleri şaşkınlıkla izlememizin, gözaltına alınan, tutuklanan şüpheliler ve kimlikleri dışında bir nedeni daha var.

Bu kişilere nasıl olup da dokunulduğunun yanında bir de dokunulma kararı verilebilmesine şaşırıyoruz.

Gülistan Doku’nun dijital izlerinin, telefon mesajlarının silindiği, işin içinde kamu görevlilerinin bulunduğu, mezarının bilinmeye bir yere talimatla gömüldüğü iddiaları bugüne ait değil. Altı yıl önce de aile ve avukatlar bu ihtimalleri gündeme getirdi ve neredeyse tamamını söyledi. Ancak o gün nedense bugün izlenen yol izlenmedi.

Tek başına bir valinin etkili bir soruşturmayı engellemesi mümkün mü?

Küçük bir kentte mümkün elbette.

Ancak bu kadar kamuoyuna mal olmuş bir olayda, Ankara’nın kararlılık göstermesi durumunda bir valinin tek başına bütün bir soruşturmayı engelleme ihtimali yok!

Olmadığını da bugün net biçimde görüyoruz.

Altı yıl önce Doku’nun sim kartının aileden neden ve nasıl alındığı neden araştırılmadı?

Sim kartla işlem yapılıp yapılmadığı neden incelenmedi?

Bugün ortaya çıkan güvenlik kamerası görüntülerinin akıbeti neden hiç sorulmadı?

Bu sorular yanıt bekliyor.

Az sayıda cinayet ya da şüpheli ölüm dosyası, “zor sorular” içeriyor.

Bu kadar “iz bırakılan” bir teknolojik çağda gerçekten araştırma niyeti varsa ve bu kadar da iz bırakılmışsa bu kuşkulu işlemleri tespit etmek güç değil.

O zaman bu dosyanın Doku’nun ölümüyle sınırlı olmadığını da görmek gerekiyor.

Bu dosyanın bugüne kadar rafta kalmasında kimler rol oynadı, kim görevini ihmal etti, kim gerekli talimatları vermedi, kimler suç işledi?

Adalet Bakanı Akın Gürlek’in, “Ucu kime dokunursa dokunsun, titizlikle soruşturmayı yürüten başsavcılarımızın yanındayız” sözleri bir irade değişikliği sonucu bugün bu gelişmelerin yaşandığını gösteriyor.

Böyle bir kararlılık varsa sadece Doku’yu öldüren ve ölümüne ilişkin kanıtları yok edenler değil, soruşturma-araştırma görevini yerine getirmeyenler hakkında da harekete geçilmesi gerekiyor.

* * *

Bir başka benzer dosya, Rojin Kabaiş’in ölümü…

Van’a okumak için Diyarbakır’dan gelen Kabaiş, Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) Çocuk Gelişimi bölümü birinci sınıf öğrencisiydi. Van'da, 27 Eylül 2024’te kaybolduğu bildirildi. 18 gün süren arama sonucunda Rojin Kabaiş'in cesedi, 15 Ekim 2024 tarihinde Van Gölü'nün Mollakasım Köyü sahilinde bulundu. Ailesi, Rojin'in intihar ettiği veya suda boğulduğu iddialarını reddetti.

Van Adli Tıp Kurumu'nda yapılan ilk incelemede; vücudunda kesici veya ateşli silah yarasına rastlanmadığı ve kemik kırığı bulunmadığı tespit edildi. Ancak boyun, diz ve kol bölgelerinde renk değişiklikleri gözlemlendi. Kesin ölüm........

© T24