27 senedir süren Pınar Selek dosyasındaki yalanlar ve profesör unvanıyla açığa çıkan gerçek
Bu uzun yargılama sürecini anlayabilmek için uzun bir tarihi sabırla okumak gerekiyor.
9 Temmuz 1998 günü İstanbul’da, tarihi Mısır Çarşısı’nın girişindeki bir yiyecek büfesinde meydana gelen patlamada 7 kişi hayatını kaybetti 100’ü aşkın kişi yaralandı. Olayın ardından başlatılan soruşturmada, iki hafta boyunca altı ayrı tutanak hazırlandı, rapor düzenlendi. Bu tutanak ve raporların tamamında, “bomba bulgusuna, buna ilişkin bir parça, madde veya malzemeye rastlanmamıştır” yorumu yapıldı.
Patlamanın yaşandığı iş yeri, daha önce usulsüz ve normal sayıdan fazla tüp bulundurduğu için uyarılmıştı. Uzmanlar da tüplerdeki gaz kaçağının tabana yayılmasından kaynaklı olarak patlamanın meydana gelmiş olabileceği görüşünü savcılığa iletti.
* * *
Ancak Sosyolog Pınar Selek, patlamadan iki gün sonra, 11 Temmuz’da terörle mücadele şubesi ekipleri tarafından gözaltına alındı. Ancak bu gözaltının patlamayla herhangi bir ilgisi yoktu. Selek, bir süredir alanıyla ilgili bir çalışma yürütüyordu ve bu çalışmalar nedense “göze batmıştı.”
“PKK terör örgütüne üye olmakla” suçlanıyordu. DGM Başsavcılığı talimatıyla yedi gün gözaltında tutulan Selek, bu süreçte avukatları ve yakınları ile görüştürülmedi. Adli tıp raporlarına göre Filistin askısı, elektrik gibi işkence yöntemleri ile ifadesi alındı. Kolunun çıkması nedeniyle emniyette düştüğü ve kolunun çıktığı yönünde tutanak düzenlendi. Yedi gün sonra savcılığa çıkartıldı. Savcılık ve hakimlik, işkence altında ifade verdiğini söylemesine rağmen tutuklamaya hükmetti. Bütün bu süreçlerde avukat yardımı alamadı.
* * *
Selek, cezaevindeyken televizyondan Mısır Çarşısı patlamasından da sorumlu tutulduğunu öğrendi. Oysa ne emniyette ne savcılıkta kendisine bu konu soruldu. Bir suçlama bile yöneltilmemişti.
28 Temmuz 1998’de, Selek hakkında DGM Savcısı iddianame hazırladı ve örgüt üyeliği suçundan 15 yıla kadar hapsini talep etti.
Bu dava açıldıktan 15 gün sonra Yunanistan’daki PKK kamplarına katılmak üzere sınırı geçmeye çalıştığı iddiasıyla gözaltına alınan Baran Öztürk sorgulandı. Öztürk’ün ifadeleri doğrultusunda 21 kişi hakkında yakalama kararı çıkartıldı. Yakalananlardan bazıları ifadelerinde karıştıkları eylemlerin talimatını Selek’ten aldıklarını öne sürdü. Yakalananlar arasında yer alan Abdülmecit Öztürk de Mısır Çarşısı’na bomba koyduklarını, bombalı eylemi Selek’le birlikte planladıklarını söyledi.
* * *
Öztürk’ün ifadelerinin ardından savcılık, Prof. Dr. Sevil Atasoy başkanlığında yeni bir bilirkişi heyeti kurdu. Önceki uzman raporlarına aykırı biçimde sonradan çok eleştirilen bir rapora imza attı ve olay yerinde bulunan nitroselüloz adlı maddenin, patlamanın bombadan kaynaklanmış olabileceği kuşkusunu yarattığını bildirdi.
Öztürk, ilk ifadesinde bombayı halasının evinde Selek’le birlikte yaptıklarını söylemiş, halası da aynı yönde ifade vermişti. Ancak savcılık aşamasında Öztürk, Mısır çarşısı olayını bilmediğini, Pınar Selek’i tanımadığını, bunların tümünün uydurmaca ve komplo olduğunu, işkence altında kendisine polis tarafından zorla ifade imzalattırıldığını söyledi.
Öztürk, savcıya ifade verdikten sonra polisler tarafından bir başka odada bekletildi. Burada yaptığı görüşmeden sonra ek ifade vermek istediğini belirterek, bir dilekçe kaleme aldı. Buradaki ifadesinde emniyetteki ifadesini tekrarladı. Ancak savcı bu ifadeye imza koymadı. Aynı savcı, bu tutanağa 2,5 yıl sonra yargılama aşamasında imza attı.
* * *
Öztürk’ün halası, bombanın evinde imal edildiğini söylemiş, Selek’i de fotoğrafından teşhis etmişti. Mahkeme aşamasında ise Türkçe bilmediği, ifadesinin yazılı olduğu kâğıda sadece parmak bastığını anlattı. Hala,........
