Ruhu korkak olmayanlar için Uğultulu Tepeler’deki rüzgâr
DiğerEkonomiTüm HaberlerBasında BugünHava DurumuDövizGaleriKonularMizah DergileriBir Bakışta BugünKitap24
Ruhu korkak olmayanlar için Uğultulu Tepeler’deki rüzgâr
Hiç evlenmemiş olan Emily Brontë kayda değer herhangi bir aşk ilişkisiyle de anılmamış. Bu da neredeyse tüm yaşamı doğup büyüdüğü yerde geçen yazarın yarattığı karakterlerde ailesindeki erkeklerin izlerini görmeyi, çizdiği gölgeli ve gotik topografyada Uğultulu Tepeler’in sert rüzgarlarını duymayı mümkün kılıyor
Onlu yaşlarda, okul sıralarında müfredata dahil olduğu için, orijinalinden mecburen okuduğum Wuthering Heights (Uğultulu Tepeler) ile uzun süre karşılaşmamaya özen göstermiştim. Ta ki yeni sinema uyarlamasıyla vizyona girmeden ses getirip kendini hatırlatana kadar. O dönem, sınavda cevaplamam gereken sorular dizisi olarak karşıma çıkacağını bildiğim romana çok yakınlık duymamış, yazarı Emily Brontë’nin hayatı da yaşım gereği kendi hayatımda aşırı mühim olaylar olduğu için çok ilgimi çekmemişti. Gerçi ilgimi çekseydi de internetin deneme aşamasında olduğunu düşünürsek ne kadar yol alabilirdim belirsiz.
Bugünse bir kadın olarak değişen, gelişen zevkler ve başka gözlerle bakıyorum. Emily Brontë hayatı ve eserleriyle rüzgarına kulak verilmesi gereken bir şair ve yazar. Tıpkı onun gibi yazar ve şair olan ablası Charlotte ve kız kardeşi Anne gibi.
Emily Jane Brontë tüberkülozdan öldüğünde 30 yaşındadır. Annelerini erken yaşta kaybeden 6 çocuklu bir aileye mensup Emily’nin iki ablası yatılı okulda, yetersiz hijyen koşulları nedeniyle hastalanıp ölür. Babaları rahip olan Brontë kardeşler annelerini kaybettiklerinde en büyük ablaları daha 7 yaşındadır. Uğultulu Tepeler’e (Wuthering Heights) benzeyen Batı Yorkshire’daki Thornton köyünde, teyzeleri ve babaları ile büyüyün kardeşlerden, üç kız kardeş yazar ve şair olurken ilk çalışmalarını takma erkek isimleriyle yayınlatırlar.
Emily Brontë’nin şair kimliği romancılığıyla yarışır nitelikte hatta çoğu kez daha ön plandadır. Uğultulu Tepeler’de olduğu gibi karanlık, rüzgar, kar ve enginlik imgelerine—açık manzaralara rağmen klostrofobik bir ıssızlıkla dışsal vahşiliğin içsel karmaşayı yansıtışına şiirlerinde sıklıkla rastlanır. Buradaki alıntı 2 Ocak 1846’da ablası Charlotte’un, Emily Brontë ölmeden önce yazdığı son dizeler olduğunu belirttiği şiirinden:
“Korkak bir ruha sahip değilim, dünyanın fırtınalı dünyasında titreyen biri değilim. Cennetin ihtişamının parıldadığını görüyorum ve İnanç da aynı şekilde parlayarak beni Korkudan koruyor.
Dünya ve ay yok olsa da güneşler ve evrenler ortadan kalksa da ve sen yalnız kalsan da, her varlık senin içinde var olmaya devam ederdi.
Ölüm için yer yok, ne de onun gücünün yok edebileceği bir atom. Çünkü sen Varlık ve Nefessin ve sen ne isen asla yok edilemezsin.”
(Emily Bronte ”Benim Ruhum Korkak Değil” şiirinden)
Tek erkek çocuk Branwell Brontë, aralarında bir yaş olan kız kardeşi Emily ile çok yakındır. Çocukluklarında, onun entelektüel uğraşlarını paylaşır, birlikte yazıp üreterek papazın evinde farklı bir evren kurgularlar. Ancak Branwell büyüdükçe aile içinde sorunlar da büyür. Bağımlılıkların şekillendirdiği hayatı Brontëler için maddi manevi huzursuzluk kaynağıdır. İşvereniyle yaşadığı yasak........
