Haritaların Ötesinde Doğu Timor
Bir Diplomatın Hafızasında Endonezya, Jeopolitik ve Değişen Uluslararası Siyaset
Bu çalışma, 1992-1995 yılları arasında Cakarta’da görev yapan bir Türk diplomatın kişisel gözlemleri ve dönemin gelişmelerine ilişkin değerlendirmeleri üzerinden Doğu Timor meselesini ele almaktadır. Çalışmanın temel amacı, Doğu Timor sorununun yalnızca insan hakları ve self-determinasyon çerçevesinde değil; Endonezya’nın güvenlik ve toprak bütünlüğü kaygıları, bölgesel istikrar, sömürgecilik mirası, dinî ve kültürel kimlikler, enerji kaynakları ve büyük güçlerin stratejik çıkarları bağlamında değerlendirilmesidir. Bu çerçevede Endonezya’nın Doğu Timor’daki güvenlik politikasının yanı sıra, altyapı ve kamu hizmetlerine yönelik yatırımları da ele alınmakta; Cakarta’da Endonezyalı gazeteci ve sanatçı dostlarla gerçekleştirilen kişisel sohbetlerden hareketle dönemin toplumsal atmosferine ışık tutulmaktadır. Çalışmada ayrıca Avustralya’nın Doğu Timor politikasındaki dönüşüm, Timor Gap Anlaşması ve 1999’daki Birleşmiş Milletler destekli referandum süreci incelenmektedir. Son bölümde ise Doğu Timor ile Kıbrıs, self-determinasyon ve uluslararası tanıma bağlamında karşılaştırmalı olarak değerlendirilmektedir. Çalışma, uluslararası sistemin evrensel ilkeleri farklı coğrafyalarda farklı siyasî ve jeopolitik koşullar içerisinde uygulayabildiğine dikkat çekmektedir.
Anahtar Kelimeler: Doğu Timor, Endonezya, Avustralya, Self-Determinasyon, Jeopolitik
This article examines the East Timor issue through the personal observations and assessments of a Turkish diplomat who served in Jakarta between 1992 and 1995. Its central objective is to evaluate the East Timor question not solely through the frameworks of human rights and self-determination, but also in relation to Indonesia’s security and territorial integrity concerns, regional stability, the legacy of colonialism, religious and cultural identities, energy resources, and the strategic interests of major powers. In this context, the study considers not only Indonesia’s security policies in East Timor but also its substantial investments in infrastructure and public services, while drawing on personal conversations with Indonesian journalists and an artist to illuminate the social and political atmosphere of the period. The article further analyses Australia’s changing policy towards East Timor, the Timor Gap Agreement, and the United Nations-backed referendum of 1999. In its final section, East Timor is comparatively examined alongside Cyprus in terms of self-determination and international recognition. The study argues that the international system has not always applied its proclaimed universal principles with the same political weight across different geographical and geopolitical contexts.
Keywords: East Timor, Indonesia, Australia, Self-Determination, Geopolitics
Giriş - Cakarta’da Başlayan Bir Hikâye
Bazı görev yerleri insanın özgeçmişinde yalnızca bir satır olarak kalır. Bazıları ise yıllar geçse de hafızadan silinmez; bir şehir, bir coğrafya, bir dostluk, hatta insanın ruhunda bıraktığı özel bir iklim olarak yaşamaya devam eder. Benim için Cakarta böyle bir yerdi.
1992 yılında, kariyerimdeki ikinci tayinim olarak, kendi isteğimle Endonezya’ya gittim. Daha önce Dakka’da görev yapmıştım. Cakarta ise önümde bambaşka bir dünyanın kapısını açtı. Görevimi büyük bir keyifle yaptım, çok güzel dostluklar kurdum ve Endonezya’nın birçok bölgesini görme fırsatı buldum. Java’nın kalabalığından Bali’nin dinginliğine, Sumatra’nın uçsuz bucaksız yeşilliğinden uzak adaların sessiz ufuklarına kadar uzanan bu coğrafya beni derinden etkiledi. Zamanla Endonezya’yı kendi içimde “yeryüzündeki cennet” diye adlandırmaya başladım.
Fakat o cennetin doğusunda, Timor Denizi’nin ötesinde, başka bir hikâye ağır ağır yazılıyordu.
1992-1995 yılları arasında Cakarta’da görev yapan bir diplomat olarak bu meseleyi doğal olarak yakından takip ettim. Konu yalnızca gazetelerin dış politika sayfalarında yer alan uzak bir ihtilaf değildi. Cakarta’nın diplomatik koridorlarında, Endonezya’nın siyasî atmosferinde ve yabancı misyonların değerlendirmelerinde Doğu Timor meselesinin ağırlığını hissetmek mümkündü.
Yıllar sonra geriye dönüp baktığımda, Doğu Timor’un aslında yalnızca küçük bir adanın geleceğiyle ilgili olmadığını daha açık biçimde görüyorum. Bu mesele; sömürgeciliğin mirası, devlet egemenliği, toprak bütünlüğü, güvenlik, dinî kimlik, insan hakları, self-determinasyon, enerji kaynakları ve büyük güçlerin stratejik hesaplarının birbirine düğümlendiği bir tarih sahnesiydi.
Daha da önemlisi, Doğu Timor dosyası uluslararası sistemin evrensel olduğunu ileri sürdüğü ilkelerin ne zaman ve hangi şartlarda öne çıkarıldığını sorgulamamıza imkân vermektedir.
Benim Cakarta yıllarımın Doğu Timor hafızası da işte bu sorunun etrafında şekillendi.
I. Küçük Bir Ada, Büyük Bir Devletin Sınırında
Doğu Timor’un hikâyesi 1990’larda başlamadı. Timor adasının doğusu yüzyıllar boyunca Portekiz yönetimi altında kaldı; batısı ise Hollanda sömürge sisteminin parçası oldu. Böylece aynı ada üzerinde farklı sömürge deneyimlerinin biçimlendirdiği iki ayrı tarih ortaya çıktı.
1974’te Portekiz’de meydana gelen rejim değişikliği, Lizbon’un sömürge politikasını değiştirdiğinde Doğu Timor’da da siyasî hayat hızla hareketlendi. UDT, APODETI ve FRETILIN gibi siyasî hareketler ortaya çıktı. Kimileri Portekiz ile bağların korunmasını, kimileri Endonezya ile bütünleşmeyi, kimileri ise tam bağımsızlığı savunuyordu. 1975’te FRETILIN’in önemli bir siyasî güç hâline gelmesi, Soğuk Savaş şartlarında Endonezya’nın güvenlik kaygılarını daha da artırdı. Yapılan çalışmalarda da FRETILIN’in Marksist yönelimi ile Endonezya’nın çevresinde komünist bir yapılanmanın güç kazanmasına ilişkin endişeleri arasındaki bağlantı ayrıntılı biçimde ele alınmaktadır. [1]
Endonezya açısından bakıldığında ise başka bir tarih görünüyordu.
Bu, Hollanda sömürgeciliğine karşı uzun ve ağır bir mücadele vererek bağımsızlığını kazanmış, binlerce adadan ve çok sayıda etnik topluluktan oluşan büyük bir takımada devletiydi. Endonezya açısından toprak bütünlüğü yalnızca hukukî bir kavram değil, bağımsızlık mücadelesinin tarihsel hafızasında kök salmış bir güvenlik meselesiydi. Üstelik 1970’lerin ortasında Soğuk Savaş devam ediyor ve komünist hareketlerin bölgeye yayılması ihtimali ciddi biçimde tartışılıyordu.
7 Aralık 1975’te başlayan Endonezya askerî müdahalesinin ardından Doğu Timor, 1976’da Endonezya’nın 27. eyaleti olarak ilan edildi. FRETILIN’e bağlı silahlı direniş unsurları, özellikle FALINTIL, uzun yıllar boyunca mücadeleyi sürdürdü. [2]
Doğu Timor’daki insan hakları ihlallerinin tarihsel gerçekliği ise ayrı bir başlık olarak karşımızda durmaktadır. Bu gerçekliği inkâr etmek, Endonezya’nın perspektifini anlamamıza yardımcı olmaz; tam tersine, meseleyi tek taraflı bir anlatıya indirger.
Bir ülkeyi anlamanın yolu, yalnızca başkalarının anlattığı hikâyeyi dinlemekten değil, o ülkenin kendi tarihsel ve jeopolitik penceresinden de bakabilmekten geçer.
Tarihî olayları anlamanın ilk şartı, yalnızca kendi baktığımız pencereden değil, karşı tarafın penceresinden de bakabilmektir.
II. Cakarta’dan Doğu Timor’a: Güvenlik, Entegrasyon ve Kalkınma
Doğu Timor’a ilişkin uluslararası anlatının önemli bir bölümü, Endonezya’nın askerî ve güvenlik politikaları etrafında şekillenmiştir. Ancak Cakarta’nın politikasını yalnızca askerî kontrol üzerinden okumak, önemli bir boyutu eksik bırakır.
Endonezya yönetimi, Doğu Timor’u idarî ve ekonomik bakımdan ülkenin diğer bölgeleriyle bütünleştirmek amacıyla önemli kamu kaynakları kullandı. Yollar, köprüler, sulama sistemleri, okullar, sağlık tesisleri ve diğer kamu altyapısı için merkezî bütçeden kaynak aktarıldı. Avustralya Parlamentosu’nun daha sonra hazırladığı kapsamlı soruşturma da Doğu Timor’da eğitim, sağlık, ulaştırma ve altyapı alanlarında önemli yatırımlar yapıldığını kaydetmektedir. [3]
Benim için bu politikanın dikkat çekici taraflarından biri, Cakarta’daki gündelik sohbetlerde de hissedilmesiydi.
Gazeteci arkadaşlarım Waris Sukiswati ve Atie Nitiasmoro ile resim sanatçısı Santu Wirono, Doğu Timor konusunu zaman zaman uzun uzun konuştuğum dostlar arasındaydı. Onların anlattıklarında dikkatimi çeken hususlardan biri, Cakarta’nın Doğu Timor’a diğer bazı bölgelere kıyasla çok daha fazla yatırım yaptığını düşünmeleri ve bunu zaman zaman kendi bölgeleri açısından bir serzeniş konusu olarak dile getirmeleriydi. Onlara göre merkezî hükümet, Doğu Timor’da yollar, okullar, sağlık tesisleri ve diğer altyapı yatırımları konusunda Endonezya’nın başka bölgelerinde görülmeyen ölçüde bir çaba gösteriyordu.
Bu sohbetlerde yalnızca ekonomik bir kıyaslama yoktu. Aynı zamanda Cakarta’nın Doğu Timor’u kazanma, bölgeyi ülkenin bütünüyle bütünleştirme ve ayrılıkçı hareketlerin propagandasını etkisizleştirme çabasının toplumdaki yansımasını da görüyordum.
Bazen siyaset kitaplarında uzun uzun anlatılan devlet politikaları, halkın sohbetlerinde çok daha kısa cümlelere dönüşür. Onların ifadelerindeki anlam kabaca şuydu: “Cakarta, Timor’a bizim bölgelerimize yapmadığı yatırımları yapıyor.” [4]
Bu cümle, bana Doğu Timor politikasının üzerinde yeterince durulmayan başka bir yüzünü göstermişti.
Cakarta yalnızca asker gönderen bir merkez değildi; aynı zamanda yol yapan, okul açan, hastane kuran, ulaşımı geliştiren ve bölgeyi ekonomik olarak ülkenin geri kalanına bağlamaya çalışan bir merkezdi. Büyük bir takımada ülkesinin uzak bir köşesini merkezine bağlama çabası söz konusuydu. Haritanın üzerinde Cakarta’dan Timor’a uzanan binlerce kilometrelik mesafe, devletin zihninde yollarla, okullarla, hastanelerle ve idarî yapılarla kapatılmaya çalışılıyordu.
Elbette bu politikanın amacı ve sonuçları konusunda farklı yorumlar yapılabilir. Bazı çalışmalar, bu yatırımların aynı zamanda siyasî entegrasyonu ve askerî kontrolü güçlendirdiğini ileri sürmektedir. Fakat burada gözden kaçırılmaması gereken gerçek şudur: Doğu Timor, Endonezya döneminde yalnızca güvenlik politikalarının uygulandığı bir bölge değil; aynı zamanda merkezî bütçeden önemli kaynakların aktarıldığı, altyapısının geliştirilmeye çalışıldığı bir eyalet olarak da ele alınmıştır.
Ne var ki uluslararası kamuoyundaki anlatıda bu iki gerçek aynı ağırlıkta görünür olmadı. İnsan hakları ihlalleri haklı olarak gündeme taşınırken, Endonezya’nın ekonomik ve sosyal........
