Emekli Tümamiral Gürdeniz: İsrail, Doğu Akdeniz’de Türkiye’yi dışlayan bir güvenlik ekseni kurmak istiyor
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ülkesini dünyanın önde gelen deniz güçlerinden biri haline getirme hedefini açıklaması, Doğu Akdeniz’de deniz gücü rekabetini yeniden gündeme getirdi. Emekli Tümamiral Cem Gürdeniz , İsrail’in deniz gücünü artırma arayışının yalnızca askeri kapasiteyle sınırlı olmadığını, ticaret yolları, enerji altyapısı ve bölgesel jeopolitik hedeflerle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Gürdeniz, Netanyahu’nun 4 Ekim 2026’da Aşdod Deniz Üssü’nde açıkladığı hedefi, İsrail’in jeopolitik zorunluluklarının gecikmiş bir itirafı olarak değerlendirdi. İsrail’in kuruluşundan bu yana kara ve hava gücünü öncelediğini, denizi ise ikincil bir harekat alanı olarak gördüğünü belirten Gürdeniz, ülkenin dış ticaretinin tonaj bakımından yaklaşık yüzde 99’unu denizyoluyla gerçekleştirmesine karşın güçlü bir milli ticaret filosundan ve büyük ölçekli gemi inşa ve onarım altyapısından yoksun olmasının stratejik bir çelişki oluşturduğunu ifade etti.
‘Bu stratejinin bir de Türkiye boyutu var’
İsrail’in Akdeniz ve Kızıldeniz olmak üzere iki ayrı deniz cephesine sahip olduğunu belirten Gürdeniz, bu iki cephe arasında İsrail’in kontrolünde kesintisiz bir deniz bağlantısı bulunmadığını ifade etti. İsrail’in Süveyş Kanalı ve Babülmendep Boğazı gibi stratejik geçitlere bağımlı olduğunu hatırlatan Gürdeniz, Yemen’deki Husilerin Kızıldeniz’de yarattığı tehdidin ve Eilat Limanı’nın yaşadığı ticari kayıpların deniz ulaştırmasının kırılganlığını ortaya koyduğunu söyledi:
“İsrail’in yeni stratejisi üç temel hedefe yöneliyor.Deniz ulaştırma hatlarının güvenliği, denizden stratejik caydırıcılık ve Doğu Akdeniz’deki enerji ve ulaştırma altyapısının korunması. Ancak bu stratejinin bir de Türkiye boyutu vardır. Türkiye’nin son yıllarda geliştirdiği millî savaş gemisi inşa kapasitesi, denizaltı programları, insansız deniz araçları ve Doğu Akdeniz’deki deniz gücü, İsrail’in bölgesel hesaplarında göz ardı edilemeyecek bir faktördür. Netanyahu’nun hedefi savaş gemisi sayısını artırmaktan ibaret değildir. İsrail, denizlerde yeni bir jeopolitik etki alanı kurmak istemektedir. Ancak denizci devlet olmanın gerektirdiği millî güç birikimi yalnızca parayla ve silah ithalatıyla satın alınamaz.”
‘İsrail-Yunanistan-Güney Kıbrıs işbirliği ve ABD’nin bu işbirliğine verdiği destek, yeni bir güvenlik yapılanmasına işaret ediyor’
Gürdeniz, İsrail, Yunanistan ve Güney Kıbrıs arasındaki işbirliğinin sıradan bir diplomatik yakınlaşmanın ötesine geçtiğini ve giderek kurumsallaşan askeri, teknolojik, ekonomik ve jeopolitik bir güvenlik mimarisine dönüştüğünü söyledi:
“İsrail, Yunanistan ve GKRY arasındaki işbirliğini artık sıradan bir diplomatik yakınlaşma olarak değerlendiremeyiz. Burada giderek kurumsallaşan bir askeri, teknolojik, ekonomik ve jeopolitik güvenlik mimarisi oluşuyor. Bu mimarinin merkezinde deniz kontrolü, hava ve füze savunması, denizaltı harekatı, istihbarat paylaşımı, enerji sahalarının güvenliği, denizaltı kabloları ve liman altyapıları bulunuyor. İsrail’in Yunanistan ile imzaladığı yaklaşık 3 milyar avroluk Achilles Shield hava savunma anlaşması bu bütünleşmenin somut örneklerinden biridir.“
“GKRY’nin İsrail yapımı hava savunma sistemleri edinmesi, üç........© Sputnik Türkiye
