menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Emekli Tümamiral Cem Gürdeniz Atina’nın Türkiye senaryosunu değerlendirdi: Gerçek savaş harp oyunlarına benzemez

8 0
yesterday

Yunanistan Genelkurmay Başkanı Orgeneral Dimitrios Houpis’in “stratejik derinlikte önleyici vuruş” kapasitesine ilişkin açıklamaları, Atina’nın savunmasındaki değişim tartışmalarını yeniden gündeme getirdi. Yunan basınında Türkiye ile olası bir kriz üzerinden ele alınan senaryoda, Atina’nın saldırıyı beklemeden karşı tarafın askeri kapasitesini hedef alabileceği öne sürdü. Emekli Tümamiral Cem Gürdeniz, Yunanistan Genelkurmay Başkanı Orgeneral Dimitrios Houpis’in açıklamalarını, Atina’nın klasik savunma ve caydırıcılık anlayışından daha saldırgan unsurlar içeren bir “aktif caydırıcılık” anlayışına yönelmesinin işareti olarak değerlendirdi.

‘Türkiye birkaç üs veya radar vurularak savaş dışı bırakılamaz’

Gürdeniz, söz konusu senaryonun ciddiye alınması gerektiğini belirtti:

“Houpis’in açıklamasını, Yunanistan’ın klasik savunma ve caydırıcılık anlayışından daha saldırgan unsurlar içeren bir “aktif caydırıcılık” anlayışına yönelmesinin işareti olarak görüyorum. Yunan basının yayımladığı dört aşamalı Türkiye senaryosu, Yunan Genelkurmayının kamuoyuna açıkladığı resmi bir harekat planı değildir. Basın askerî kaynakların ve analistlerin değerlendirmeleri üzerinden böyle bir senaryo oluşturmuştur. Houpis’in kendisinin kullandığı ifadeler ise yeterince açıktır: Yunanistan’ın stratejik derinlikte hassas vuruş ve gerektiğinde önleyici saldırı yapabilecek bir kapasiteye sahip olması gerektiğini savunmaktadır.”

“Senaryoda önce Türkiye’nin radar ve komuta-kontrol sistemlerinin elektronik harp yoluyla baskılanması, ardından hava üslerinin ve özellikle Foça’daki amfibi kuvvetlerin vurulması, Türkiye’nin karşı saldırısının hava ve füze savunma sistemleriyle karşılanması ve bütün bunların 24 saat içinde sonuçlandırılarak Yunanistan’ın müzakere masasına avantajlı oturması öngörülmektedir. Ben burada ciddi bir stratejik yanılgı görüyorum. Yunanistan’ın İsrail ile son yıllarda derinleşen askerî ilişkilerinin, Atina’daki bazı çevrelerde İsrail’in önleyici vuruş doktrininin Türkiye’ye karşı da uygulanabileceği düşüncesini teşvik ettiği anlaşılıyor. Oysa Türkiye’nin jeopolitik ve askerî koşulları, İsrail’in geçmişte hava gücü ve sürpriz saldırılarla vurduğu bölge ülkelerinden tamamen farklıdır. Türkiye ile Yunanistan’ın kara sınırı vardır. Türk Silahlı Kuvvetleri Kıbrıs’tadır. Ege adaları Anadolu kıyılarının hemen önündedir. Türk Deniz ve Hava Kuvvetleri ise birkaç pistin, radarın veya limanın vurulmasıyla 24 saat içinde savaş dışı bırakılabilecek kuvvetler değildir. Türkiye doğu batı ekseninde, Yunanistan kuzey güney eksenindedir. Bu durum Türkiye'ye derinliğine savunma avantajı sağlarken Yunanistan için dezavantajdır. “

‘İlk vuruş savaşı başlatır, bitişini ise saldıran taraf belirleyemez’

Gürdeniz’e göre Türkiye’ye karşı bir ilk vuruşla savaş başlatılması, Ege’deki askeri dengeleri bütünüyle değiştirecek sonuçlar doğurabilir:

“Türkiye’ye karşı bir ilk vuruşla savaş başlatılması, Ege’deki askeri dengeleri bütünüyle değiştirecek sonuçlar doğurur. Özellikle Lozan ve Paris düzenlemeleri........

© Sputnik Türkiye