menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Ballı maaşa hücum!

81 1
yesterday

İstanbul’da gözlerimle gördüm. Genç delikanlı, “Hanımefendi lütfen yardımmm...” diyebildi. Hayat yükünü taşıyamayan başı, metro istasyonunda soğuk mermerlere düştü. Çantamdaki birkaç akide şekerini verdim. Soğuk, buz gibi terler döküyordu. “Eğitim fakültesinde asistanım. Bugün, doktora sınavındaydım. Altı profesörün önüne çıkıp, tezimi savundum. Yıllardır bunun için hazırlandım. Yemek yiyemedim, açım. Size zahmet verdim. Beni affedin” diyerek, mahcubiyetle başını öne eğdi. Bu utanç, genç akademisyenin miydi? Üniversitede kürsüye çıkacak bir bilim insanının alnından akan terler, omuzlarına onurla dökülüyordu. Nietzsche, “En insani davranış, bir insanın utanılası duruma düşmesini önlemektir” der. Üniversitelerde kürsüler 24 yıl öncesine kadar emekle hak edilir, kürsüler utançtan ar etmezdi.

SARAYIN PROFESÖRÜ

AKP iktidarında, akademik ahlak çöktü. Saray emriyle bir gecede profesör hatta rektör yapılanlar, utanmayı unutturdu. MEB Yusuf Tekin de onlardan biri ve Türk eğitim sistemini kafasına göre kurguluyor. Akademisyen olmak için ağır bedeller ödemedi. Doktora, doçentlik tezi için uykusuz geceler yaşamadı. Klasörler dolusu kitaplara gömülüp, üniversite kütüphanesinde yorgunluktan başı masaya düşmedi. Fakülte koridorlarında koşturup, amfilerde ders vermedi. Dekanların önünde tezini savundu mu? Profesör olmak için yaşanan zorluğu hiç bilmiyor. 2013-2018 yıllarında MEB müsteşarıydı. “Geride, saatini, gününü, haftasını, ayını, yılını ve yıllarını derken, her........

© Sözcü