menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Suç ve çocuk

36 0
21.04.2026

Geçtiğimiz yıllarda Türkiye’de okullarda yaşanan şiddet haberleri genelde çok önemsenmedi.

Bazen bir öğrenci diğerini bıçakladı, bazen bir öğretmen darp edildi, bazen de okul çıkışında silahlar konuştu. Bunlar münferit olaylar olarak görüldü, suç sadece faillere, onların psikolojilerine ve ailelerine yüklendi.

Kimse bunu toplumsal ve geniş katmanlı bir sorun olarak görmedi. Ama tam da bu yüzden asıl tehlike gözden kaçtı.

Geçtiğimiz hafta iki gün içinde iki ayrı okul saldırısı yaşandı.

Şanlıurfa’da 19 yaşındaki eski bir öğrenci pompalı tüfekle okula girerek önce bahçede, ardından okul içinde rastgele ateş açtı. 10’u öğrenci olmak üzere toplam 16 kişi yaralandı.

Ardından Kahramanmaraş’ta yaşanan saldırıda 14 yaşındaki bir öğrenci, babasına ait silahlarla okula girerek sınıfları hedef aldı ve rastgele ateş açtı. Olayda 8 öğrenci ve 1 öğretmen hayatını kaybetti, 13 kişi de yaralandı.

Herkes yine ilk olarak bir günah keçisi aradı. Kimileri televizyondaki dizileri suçladı, kimileri dijital oyunları ve sosyal medyayı… 

Kimi faillerin ailelerini suçlu buldu, kimi öğretmenlerini. Herkes, her şey sırayla suçlandı ama bir çözüm üretilemedi.

Çünkü sorun tek bir faktöre indirgenemeyecek kadar çok katmanlı. İçimiz yanarak tanık olduğumuz bu okul saldırıları, buzdağının yalnızca görünen kısmı.

Bu, toplumdaki derin ve çok katmanlı bir çürümenin gençler üzerindeki yansıması.

Karşımızda, şiddetin her geçen gün daha fazla kutsandığı, cezasızlığın normalleştiği, toplumsal değerlerin zayıfladığı, gücün........

© Sözcü