menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Çöküş içeriden başlar

40 0
01.08.2026

Devletleri yıkan gerçekten dış düşmanlar mıdır?

Yoksa, asıl yıkım içeriden midir?

Tarih, bu soruya yüzyıllardır aynı cevabı verir.

Roma’dan Osmanlı’ya, Fransız monarşisinden Sovyetler Birliği’ne kadar büyük devletlerin ortak kaderi şuydu...

Devletleri, dışarıdan gelen darbelerden önce, içeriden başlayan kurumsal çürüme yıkar.

İngiliz tarihçi Lord Acton’ın, 5 Nisan 1887’de Piskopos Mandell Creighton’a yazdığı mektup tarihe geçen metinlerden biridir.

Mektupta, günümüzde siyaset biliminin sıkça atıfta bulunduğu bir cümle yer alır.

“İktidar yozlaştırır; mutlak iktidar mutlaka yozlaştırır.”

Bu söz, sadece toplumdaki yozlaşmayı değil, devletlerin çöküşünü de anlatır.

Çünkü, siyasi iktidarı sınırlayan hukuk ortadan kalktığında, kişilerin iradesi kurumların önüne geçmeye başlar.

Farklı ideolojiler, farklı coğrafyalar...

Fakat çöküşün anatomisi, siyam ikizi gibi birbirine benziyordu.

Alman siyaset kuramcısı Hannah Arendt, 1951’de yayımlanan “Totalitarizmin Kaynakları” adlı kitabında, bugüne yansıyan şu gerçeği ortaya koyar:

Arendt’e göre totaliter rejimler, yalnızca korkuyla ayakta durmaz...

İnsanların gerçek ile yalanı ayırt etme yeteneğini aşındırarak da güç kazanır.

Asıl tehlike, insanların gerçeği sorgulama yeteneğini kaybetmesidir.

Psikiyatrist Prof. Dr. Vamık D. Volkan, lider-kitle psikolojisini inceler.

Bazı toplumlarda, liderin zamanla devletle özdeşleştirildiğini belirtir.

O noktadan sonra lidere yöneltilen her eleştiri, devlete yapılmış bir saldırı gibi algılanır.

Liderin her sözü doğru kabul edilir.

Eleştirinin suç, biatin erdem sayıldığı toplumlarda...

Önce, ortak bir düşman........

© Sözcü