Mandanın ahı!
Ayazağa başta olmak üzere İstanbul’u, Kocaeli’yi, Sakarya’yı, Antalya’yı sular seller götürdü.
Sokaklar dere oldu. Bu yazının yazıldığı saate kadar üç vatandaşımızı kaybettik.
Araçlar amfibileşti... Hem karada, hem suda gider hale geldi.
Selin acımadığı her yer çok değerli ama en popüleri kuşkusuz Ayazağa...
Sarıyer Belediyesi’nin “Yaşam Rehberi”ne göre Ayazağa’nın tarihi yaklaşık 300 yıl öncesine uzanıyor.
Daha otuz yıl önce, çevresi ormanlarla kaplıydı.
Şeytan Deresi ile Ayazağa Deresi arasındaki vadide kurulmuş küçücük bir köydü.
1940’ların sonunda sadece 70 haneliydi.
Köy ahalisi geçimini bahçecilikten ama ağırlıklı olarak mandacılıktan sağlıyordu.
Yoksul insanlar manda besliyor, sütünü satıp geçimini sağlıyordu.
Sonra İstanbul büyüdü.
1960’lardan itibaren sanayi ve gecekondulaşma başladı. 2000’lerde ise sahneye lüks konut projeleri, siteler, iş merkezleri çıktı.
Ayazağa, birden bire büyük sermayenin gözdesine dönüştü.
Dere, imar planına...
Mis gibi manda sütü de yeşil dolarlara teslim edildi!
Peki, bu dönüşüm........
