Batı Mevlana okutuyor biz Hugo’dan korkuyoruz
Bir ülkede çocukların önüne kitap koyan öğretmen ödüllendirilir.
Bizde kızağa çekilir.
Batı, bizim yazarlarımızı çocuklarına ufuk diye okutuyor; biz kendi çocuklarımızı Victor Hugo’dan korumaya çalışıyoruz.
Bu mesele sadece bugünün meselesi değil. 19 Mayıs’ın tam kalbinde duran eski bir soruya dayanıyor.
Takvimler 1931’in başıydı. Genç Cumhuriyet askeri zaferlerini kazanmış, saltanatı ve hilafeti kaldırmış, kendi küllerinden doğmuştu. Ancak Gazi Mustafa Kemal için asıl savaş yeni başlıyordu...
Anadolu yollarında Beyaz Tren ilerlerken, Atatürk’ün vagonunda memleketin geleceği konuşuluyordu. Masada devlet adamları, politikacılar ve aralarında genç bir felsefe öğretmeni de vardı... Hasan Âli Yücel.
“Türk milleti ne zaman kendini gerçekten kurtulmuş sayabilir?”
Cevaplar geldi. Ekonomi diyen oldu. Ordu diyen oldu. Devrimlerin yerleşmesi gerektiğini söyleyen oldu. Sonra Atatürk, Hasan Âli’ye döndü.
“Sen ne diyorsun Yücel?”
Hasan Âli Yücel’in cevabı, Cumhuriyet’in eğitim felsefesini özetliyordu:
“Paşam, Türk milleti ne zaman kurtarıcı arama ihtiyacını duymayacak hale gelirse, işte o zaman kurtulmuş olur.”
Masada buz gibi sessizlik oldu. Çünkü bu cevap, masada oturan bir ‘kurtarıcıya’, Atatürk’ün bizzat kendisine “Sana ihtiyaç kalmadığı gün başardık” demekti. Büyük bir cesaretti.
Atatürk, Yücel’i göstererek “Hepiniz değerli fikirler ortaya attınız ama bu çocuğun ileri attığı, bizi üstünde derin derin düşündürmeye değer bir fikirdir” dedi.
İşte bütün mesele buydu.
Kurtarıcı aramayan millet...… Bir kişinin ağzına bakmayan millet...… Bir şeyhin, hocanın, reisin, patronun peşinde sürüklenmeyen millet...… Kendi aklıyla düşünen, kendi vicdanıyla karar veren millet...…
Peki böyle bir millet nasıl yetişir?
Sadece marş söyleyerek, tören yaparak, nutuk ezberleyerek değil.
Kitapla yetişir. Bilimle yetişir. Felsefeyle, edebiyatla, tartışmayla, soru sorarak yetişir.
19 Mayıs’ın asıl anlamı da budur. Sadece Samsun’a çıkan bir vapurun hikâyesi değil; gençliğe duyulan güvenin adıdır. Atatürk, Cumhuriyet’i gençliğe emanet ederken aslında şunu söylüyordu...
Bu ülkenin geleceğini biat edenlere değil, sorgulayanlara bırakıyorum.
Şimdi bu sözleri bugünün Türkiye’sine getirelim.
19 Mayıs haftasında,........
