Kendini Kabul Ettiğin Gün
İnsan çoğu zaman kendine karşı en acımasız olanıdır. Başkalarının söyleyemediğini söyler, başkalarının görmediğini görür ve en çok da kendinden saklanır. Çünkü kendini görmek kolay değildir. Hele ki sadece güçlü yanlarını değil, kırıklarını, eksiklerini, hatalarını da aynı masaya oturtmak… İşte orası zor.
Ama tam da orasıdır dönüşümün başladığı yer.
Kendini kabul etmek, bir teslimiyet değildir. Vazgeçmek hiç değildir. Aksine, kendinle ilk kez dürüst bir ilişki kurmaktır. İnsan, kendini olduğu gibi görmeye başladığında; hayatın ona sunduğu gerçeklikle de daha yalın bir bağ kurar. Çünkü artık savaşmayı bırakır. Sürekli “daha iyi olmalıyım”, “daha farklı olmalıydım” cümlelerinin içinden çıkar ve “ben buyum” diyebildiği o sade noktaya ulaşır.
Bu cümle basit görünür ama içinde büyük bir özgürlük taşır.
Psikolojik olarak baktığımızda, insanın içsel çatışmalarının büyük bir kısmı, kendini reddetmesinden doğar. Olumsuz duygularını bastırmak, zayıf yönlerini yok saymak, geçmiş hatalarını sürekli yeniden yargılamak… Bunların hepsi zihnin içinde görünmeyen bir yük oluşturur. Ve insan fark etmeden bu yükle yaşamaya alışır.
Oysa kabul, bu yükü ortadan kaldırmaz. Ama onu taşınabilir hale getirir.
İnsan kendini kabul ettiğinde, kusurlar yok olmaz.........
