Eski Defterler, Yeni Hayatlar
25 yılın sonunda Türkiye’nin bilançosuna bir de sokağın gözünden bakalım
Bir ülkenin 25 yıllık hikâyesi nasıl anlatılır?
İktidar anlatırsa yolları, köprüleri, hastaneleri, barajları anlatır. Muhalefet anlatırsa yoksulluğu, işsizliği, adaletsizliği…
Ama sokağa sorarsanız insan size başka bir şey anlatır:
“Markete gidiyorum, file eskisi gibi dolmuyor.”
“Emekliyim, ayın sonunu getiremiyorum.”
“Çocuğum üniversite bitirdi, iş bulamıyor.”
“Evladım yurtdışına gitmek istiyor.”
“Kirayı nasıl ödeyeceğimi düşünüyorum.”
İşte Türkiye’nin 25 yıllık gerçek bilançosu biraz da bu cümlelerin içinde saklı. Erdoğan, AK Parti’nin 25’inci kuruluş yıl dönümünde geçmiş çeyrek asrı büyük bir başarı hikâyesi olarak anlattı. “Yaptık, başardık, Türkiye’yi ayağa kaldırdık” dedi.
Gerçekten de Türkiye 2001’deki Türkiye değil. Bu dönemde önemli altyapı yatırımları yapıldı, sağlık hizmetlerinin erişimi genişledi, ulaşım altyapısı büyüdü, ihracat ve millî gelir önemli ölçüde arttı. Bu hikâyenin içinde gerçekler var.
Ama aynı hikâyenin içinde görünmeyen bir başka gerçek daha var: Vatandaşın sırtına binen borç yükü ve artan hayat pahalılığı. 2026 yılına ilişkin görünümde, toplanan her 5 liralık verginin yaklaşık 1 lirasının faiz giderlerine gitmesi bekleniyor.
Demek ki yalnızca “ne yaptık?” diye sormak yetmiyor.
Bunların bedelini kim ödedi? diye de sormak gerekiyor.
Çünkü bir ülkenin bilançosu yalnızca yapılanlarla değil, yapılamayanlarla da tutulur. Dünya Bankası verilerine göre Türkiye’de kişi başına gelir 2000 yılında 4.199 dolarken 2025’te 18.599 dolara yükseldi. Kâğıt üzerinde büyük bir artış.
Peki vatandaşın hayatı neden aynı ölçüde büyümedi?
İşte ekonominin vicdanı tam burada devreye giriyor.
Çünkü insan millî geliri değil, mutfaktaki tencereyi hisseder.
İnsan GSYH büyümesini değil, çocuğunun beslenme çantasını düşünür.İnsan kişi başına düşen geliri değil, ay sonunda cebinde kalan parayı bilir. TÜİK’in Temmuz 2026 verilerine göre yıllık tüketici enflasyonu yüzde 31,75.
Şimdi bir emeklinin karşısına geçip 25 yıllık büyüme rakamlarını anlatalım. Sonra soralım: “Hayatınız........
