Tatil hakkımız, gün gelir söke söke alırız
Hayal edin lütfen: Yaz tatiline iki ay var. Çalıştığınız işyerinde tatil formları dağıtıldı, yanında küçük bir broşürle birlikte… Bu yıl harcadığınız tüm emek ve çabanın karşılığı olarak devlet size ailenizle veya bir arkadaşınızla yararlanabileceğiniz ücretsiz tatil paketleri hazırlamış.
Broşürün ilk kategorisi klasik bir deniz tatili. Ege veya Akdeniz sahillerinde seçebileceğiniz otellerin detayları için ziyaret edebileceğiniz web sitesinin adresi verilmiş, ama önce tüm broşüre göz atmak istiyorsunuz.
İkinci seçenek kültürel geziler. Ülkede daha önce hiç gitmediğiniz tarihi ve kültürel merkezleri içeren farklı rotalar için yine web sitesini ziyaret etmeniz söylenmiş. Tatil hakkından ilk defa yararlanacağınız için iki kategori de çok cazip geliyor, ama broşürün sayfasını çevirince başka kategoriler de olduğunu görüyorsunuz. “Deneyim tatili” kategorisinde ülkenin saygın sanatçıları, bilim insanları, düşünürleri, mimarları veya aşçılarıyla sayısız etkinlikten oluşan tatil paketlerinden birini seçme hakkınız da varmış. Bu gerçekten ilginç bir tatil seçeneği.
Spor paketi mi, tatilde mi?!? Sporla aranız pek iyi değil, ama rafting, dağcılık, dalgıçlık gibi sporların tanıtım fotoğraflarından oluşan kolaj aklınızı çeliyor. Deneseniz mi acaba?
Başka da kategori yoktur herhalde derken sonraki sayfa “Doğada kendinle baş başa” kategorisine ayrılmış, ormanda tek başınıza kitap okuyabileceğiniz sessiz bir mekânın huzuru çöküyor üstünüze. Buna gerçekten ihtiyacınız var. Tatil paketini seçmek kolay olmayacak sanki. “Olsun” diyorsunuz, “her sene başka birini denerim.” Üstelik kışın da ücretsiz bir tatil dönemi var!
Bu hayalime imkânsız diyorsanız, geçmişe göz atalım. Emekçilerin hafta sonu tatiline, bayram tatillerine ve asıl 8 saatle sınırlandırılmış işgününe dair kazanımlarının uzun bir tarihi var. İşçiler Sanayi Devrimi'nin başladığı ve büyük toplumsal dönüşümleri tetiklediği 18. ve 19. yüzyıllarda haftanın 6 veya 7 günü, günde 12 ila 16 saat arasında değişen korkunç bir çalışma rejimine tabiydi. Avrupa’da bu tarihlerde insan ömrü yaklaşık 35 yıldı. İnsanlık dışı çalışma koşullarının bir uzantısı olarak, emekçi kadınların fabrikalara bebekleri ile........
