NATO 3.0’dan 3. Dünya Savaşı’na
NATO’nun yeni dönemi için seçilen adlandırma WEB 3.0’a, yani internetin günümüzdeki gelişmişlik seviyesine atıfla NATO 3.0 oldu. Savaşların giderek yapay zekâya ve algoritmaya dayalı hale geldiği, emperyalist savaş makinesinin distopik ölçüde teknolojik bir karaktere bürünmeye başladığı günümüz dünyasında bu adlandırma isabetli görünüyor.
Ancak NATO’nun üçüncü dönemi sadece teknolojideki gelişmeler üzerinden kavramsallaştırılmıyor. Birinci dönem Soğuk Savaş’ın başlangıcından Sovyetler Birliği’nin dağılmasına kadar geçen döneme, yani 1949-1991 yılları arasına işaret ediyor. Bu dönem temel hedef komünizmle ve Sovyetler Birliği’yle mücadele ve NATO bunu sadece askeri yöntemlerle yapmıyor, illegal kanadı olan Gladio üzerinden ve farklı ülkelerdeki tetikçileriyle sola karşı suikastlar, sabotajlar, kitle katliamları düzenliyor.
İkinci dönem, sosyalizm tehlikesinin ortadan kalktığı, küreselleşme çağının başladığı, tek kutuplu bir dünya düzeninin kurulduğu, tarihin sonunun ilan edildiği 90’lı yılların başından 2024 yılına kadar uzanıyor ve bu döneme damgasını NATO’nun genişlemesi vuruyor. Reel sosyalist coğrafyanın birçok ülkesi ittifaka dahil olurken bu sefer Sovyetler değil ama Rusya hedef tahtasına yerleştiriliyor. Öte yandan yeni dünya düzenine uygun bir şekilde ve “hümaniter” söylemli askeri operasyonlar düzenleniyor. 1999’da BM kararı olmadan yapılan ilk uluslararası askeri operasyonla Yugoslavya hedef alınıyor ve parçalanıyor. Daha sonra Afganistan ve Libya’ya yönelik operasyonlarda da NATO’yu sahnede görüyoruz.
Üçüncü dönem, NATO 3.0 ise 2024’te başlıyor. 2024 hem Trump’ın iş başına gelişine hem de iki yıldır devam eden Rusya-Ukrayna savaşının belirleyiciliğine tekabül ediyor. Trump, NATO’yu ABD için bir yük olarak gördüğünü ve ittifakın asıl yükünü artık Avrupa ülkelerinin çekmesi gerektiğini söylüyor ve Avrupa’dan hem silahlanma harcamalarını hem de asker sayılarını artırmalarını istiyor. Öte yandan Rusya-Ukrayna savaşında Ukrayna açıkça bir vekil güç olarak kullanılıyor, bugün sahada aslında NATO ile Rusya savaşıyor ve bu vekâlet savaşının asli bir savaşa dönüşme ihtimali giderek yükseliyor. Avrupa ülkeleri, bir yandan Rusya’ya yönelik bir savaşa hazırlanırken, diğer yandan da Rusya’nın en geç 2030’da Avrupa’ya saldıracağını öne sürüyorlar.
Bu üçüncü dönemi, NATO 3.0’ı Üçüncü Dünya Savaşı’na doğru giden bir sürecin içerisine yerleştirebilir miyiz peki?
Uygun görünüyor; çünkü dünya hızlı bir şekilde yeni bir savaşa doğru gidiyor, pazarların ve kaynakların bölüşümüne dair çıkar uyuşmazlıkları ve anlaşmazlıklar giderek normal yöntemlerle çözülemez hale geliyor. Özellikle yapay zekâ teknolojisi ve bunun için ihtiyaç duyulan enerji kaynakları ve nadir mineraller, egemenlik mücadelesinin somutlaştığı esas başlıklar olarak karşımıza çıkıyor.
Burada ise asıl mesele Çin’in yükselişi elbette. Çin artık sadece geleneksel sanayiinin lokomotifi olma niteliğini taşımıyor, yapay zekâ teknolojisinde de ABD’nin önüne geçmek üzere ve bunun için gereken nadir mineraller hem kendi topraklarında mevcut hem de Çin’in bunları işleyecek bir teknolojisi var. ABD ise hâlâ dünyanın en güçlü ordusuna sahip, hâlâ dünya finansal sistemini........
