Bir makyaj, bir kılıf: İç cephe antiemperyalizmi
İnsanlığın bir yılı daha geride bırakıp yenisine girdiği saatlerde dünya üzerinde Filistin için iki ayrı eylem yapıldı. Eylemlerden ilki İskoçya, Edinburgh’da, ikincisi ise İstanbul’daydı.
İlkinde eylemciler “Bruntons Aero Products” isimli bir fabrikaya girip çekiçlerle, yangın söndürme tüpleriyle ve boyalarla çok sayıda makineyi ve bilgisayarı tahrip ettiler. Fabrikanın duvarlarına ve makinelerine yazdıkları yazılarda ise “Bunu bitirmenin tek yolu var, Leonardo’dan vazgeçin” yazıyordu.
Leonardo İsrail’e silah satan bir İtalyan şirketiydi ve Türkiye kamuoyunda adının duyulması da damat Selçuk Bayraktar’ın şirketiyle kurulan ortaklıkla söz konusu olmuştu. İşte eylemciler kendi ülkelerine ait bir şirketi Leonardo’ya taşeronluk yapmaması konusunda uyarıyor, Filistin’de yaşanan katliamın gerisindeki emperyalist mekanizmayı, askeri-endüstriyel-teknolojik kompleksi teşhir ediyor, yani meselenin hakikatine iniyor, o hakikati görünür kılıyordu, bu da yapılan eyleme “hakiki”, “sahici” bir karakter kazandırıyordu.
1 Ocak sabahı Galata Köprüsü'nü dolduran binlerce insan belki içten, samimi duygularla oradaydılar ama eylemin özüne bakıldığında görünen şey öyle değildi; çünkü eylemi düzenleyenlerin Filistin meselesinin hakikatiyle bir dertleri yoktu, örneğin Bayraktar’ın Leonardo ile kurduğu ortaklığı önemsemiyor, görmezden geliyorlardı, aynı şekilde aylarca İsrail’le ticaret yapmaya devam etmişlerdi. Onlar için Filistin iç kamuoyunu tahkim etmek için kullanılan bir araçtan, taht kavgalarında görünür olmak için sergilenen bir müsamere sahnesi olmaktan öteye gitmiyordu. Tam da bu nedenle, eylem sahici değildi, hakikatten yoksundu ve sadece bir şovdu, gösterinin bir parçasıydı.
Bu eylemlerden sadece birkaç gün sonra emperyalizm bir kez daha sahneye çıktı ve ABD, İsrail’i örnek alırmışçasına bir pervasızlıkla Venezuela’ya saldırdı, devlet başkanı Maduro’yu kaçırdı ve ABD Başkanı Trump küstahça bundan sonra Venezuela’yı kendilerinin yöneteceğini söyledi.
ABD’nin Venezuela’ya yönelik saldırısı şüphesiz sürpriz değildi, sadece bir an meselesiydi; çünkü haftalardır ABD donanması Venezuela açıklarındaki kimi tekne ve gemileri uyuşturucu kaçırdıkları gerekçesiyle vuruyordu, Trump da CIA’ye Maduro’nun devrilmesi için talimat vermişti.
Dahası, ABD’nin son yayınlanan güvenlik belgesinde Latin Amerika çok açık bir şekilde işaret ediliyor ve bir lebensraum/yaşam alanı olarak belirleniyordu. Konuya dair bu köşede 16 Aralık’ta yayınlanan “ABD emperyalizmine Trump ‘ilave’si” adlı yazımızda şöyle demiştik:
Stratejik olarak öncelik Latin Amerika’ya verilmiştir ve........© soL
