menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Eyyâm-ı Bahur

20 0
16.08.2026

Uzayıp giden sıcaklarda her yıl bir kez hatırlatıyor kendini “Eyyâm-ı Bahur” sözü. Eskimiş bir tamlama ama tınısı ve verdiği duygu yılın en sıcak günlerinin yapışkanlığını, bıktırıcılığını, kaygı uyandırmasını, sıkkınlığını ve yoruculuğunu çok iyi yansıtıyor gibi geliyor bana. Uğursuz bir doygunluk ile yorgunluk arasında ağdalaşan günler insanda tat tuz bırakmıyor.

Eski insanlar yılın en sıcak zamanları için bu adı kullanmışlar. Temmuz sonu-Ağustos başı… Kimi zaman ağustos ortasına doğru uzuyor. Bunalttıkça bunaltıyor, bastıkça basıyor, çöl sıcakları da deniyor. Halk takvimi bunu söylüyor, geçmişten gelen astronomik inanışlar, halk meteorolojisi ve buradan günümüzün bilimsel sözlerine kadar uzanan bir çizgide sıcak ve bunaltı aynı kalıyor. Yapay Zekâ, dahasını söylüyor. Avrupa’daki “Dogs Days” (Köpek Günleri) ifadesiyle akraba imiş. Benzer bir eski zamanların hurafesinden astronomisi, gözlemi; buradan gelen farklı ve ayıklanmaya, bilimsel teyide ihtiyaç duyulan bilgileri pıtır pıtır dökülüyor fakat uzayan, sıkan, bunaltan, bezdiren, uyutan, pelteleştiren, tepkisiz bırakan, yavaşlatan bir boşluk tüm zamanlar için bence bâki kalıyor.

İşte bu bitmek bilmez sıcaklar, işte bu Eyyam-ı Bahur, bir yandan da çok metaforik. Öte yandan izlenimciliğin koyu etkisinin sezildiği yazımda Türkiye’nin seyrinde yer alacak çerçeve giderek görünür hâle geliyor. Bu yüzden belki sıcaklar bastırdıkça bastırıyor. Çıkışsızlık hâli üzerime ağır bir pamuk yorgan gibi biniyor da biniyor. Yeni bir “yetmez ama evet” kasırgasına tutulmuş siyasetin koçbaşları ile halk arasındaki uçurum büyüdükçe büyüyor. Sıcaklar bastırıyor, sarı sıcakta canhıraş çalışmak zorundaki emekçiler; kızgın damlarda uyumak zorunda kalan Adana’nın, Mardin’in, Urfa’nın, Denizli’nin çocukları “klimasız çalışma ortamları”ndan haykırıyor: “Her şey sınıfsal her şey.” Eklenebilir “Her şey sinirsel her şey.” İthal çöplerin, plastiklerin kokusu sıcakta daha çok hissediliyor. Sinirsek olmayıp da ne yapacak sahile gitse bile girecek denizi bulamayan memleket insanı?

Bu sönmüş deniz feneri nerede? Nasıl bulunur? Hangi limana demir atmalı?

“Hangi liman büyük bir kütüphaneden........

© soL