menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Süreçte kişiler ve kurumlar üzerine kısa bir muhasebe

38 0
14.03.2026

1 Şubat 2024 tarihinde görünür hale gelen, 27 Şubat çağrısı ile ilerleyen PKK’nın fesih ve silahsızlandırılması sürecinde on altı ayı geride bıraktık. Devletin, yasal düzenleme takvimini bayram sonrasına öteleyerek, Türkiye Büyük Millet Meclisi Raporu ile yasal düzenleme arasında nekahat süresi gibi bir boşluk yaratmak istediği anlaşılıyor. Bu boşluktan istifade ile aktörlerin ve kurumların süreçteki tutumları üzerine kısa bir muhasebe yapmak istedim.

Devlet Bahçeli: Süreci görünür kılmakla kalmadı; sürecin taşıyıcısı, hızlandırıcısı, Kürtler nezdinde kredi ve güven sağlayıcısı oldu. “Elinde bir balta, toplumsal tabuları ve önyargıları kıra kıra ilerliyor” demiştim. Bu rolü zaman zaman bir buldozere dönüştü. Bu süreçte Kürt siyasetini sosyolojisini mahallesini çok iyi tanıyan onlarca kişiyle saatlerce süren görüşmeler/dinlemeler yaptı ve gerçekten “anlamaya” çalıştı. Diyarbakır veya Hakkari’de gördüğü ilgi ve kısa sürede değişen algısı, siyasal iletişimde tez konusu olacak bir hikâyeye döndü. Tabu kırıcılık kadar inşa edicilik rolünün de belirgin hale gelmesi için, yaptığı ve birçoğu güven artırıcı adım niteliği taşıyan çağrılarının/önerilerinin hayata geçmesi için Cumhurbaşkanı Erdoğan nezdinde ısrarcı davranması bekleniyor. Demirtaş’ın tahliyesi, “iki Ahmet’in göreve iadesi” çağrılarının politikaya dönüşmüyor olması, süreci sürüncemede bıraktığı gibi, Bahçeli’nin kısa sürede elde ettiği kişisel güveni de tehdit ediyor.

Abdullah Öcalan: Devlet Bahçeli’nin çağrısına olumlu cevap verdi. Önceki süreçlerde sıklıkla görülen örgütün kendisini kutsayarak boşa çıkartma ihtimaline karşı bu kez oldukça katı, kat’î ve kararlı davrandı. Süreci devletin atacağı adımlara bağlamadan, ideolojik ve örgütsel muhasebeyle tek taraflı bir karar olarak kodladı. Süreç odaklı ilerleyerek, beklentilerden kaynaklanan stresi yönetti. Devletle iletişiminde sade, örgütüne hitapta oldukça ideolojik bir muhasebeyi tercih etti. Metinlerinden kelime bulutu yapılsa Kürt/Kürtçe kelimeleri o bulutta görünmeyebilir. Bu yönüyle oldukça eleştirildi. Yıllar süren temassızlığın ardından; ailesi, avukatları, İmralı Heyeti, TBMM Komisyon Heyeti, DEM Partililer, Devlet Heyeti’nin düzenli ziyaretleri gibi oldukça geniş bir görüşme trafiğine kavuştu. Rolünü oynayabilmesi ve süreci işletebilmesi için görüşme trafiğinin çeşitlendirilmesinde bir mahzur olmayacağı kanaatini oluşturdu. Şimdi, devletin bu adımı nasıl atacağı ve ismini koymadan kendisinin süreç yönetimindeki rolünü nasıl pekiştireceğini bekliyor.

Recep Tayyip Erdoğan: En az beş kez denediği, başarısızlığın sebeplerini, muhtemelen, kendinde değil muhatabında gören hafızasına rağmen bu girişimin yapılmasına bir kez daha onay verdi. Kamuoyuna az konuşsa da sürecin ilerlemesi için gerekli talimatları ve onayları vermekte gecikmedi. Sürecin başarısı şansını artırmak ve siyasi maliyetini azaltmak için birkaç şeyi daha kuvvetli yapması gerekecek. Birincisi; sürecin getirisini, riskleri ve gerekliliği konusunu topluma (2009 ve 2013’teki tonda olmasa bile) daha çok anlatmak. İkincisi; yasanın çıkarılması için ihtiyaç duyulan mekanik ilerleyişi bir an önce talimatlandırmak. Üçüncüsü; yargı kararlarının uygulanması, kayyımların geri çekilmesi için gerekli talimatları vermek. Dördüncüsü; adli soruşturmaların siyaseti ve toplumu dizayn eden mühendislik yönüne son vermek.

İbrahim Kalın: Bir gün sürecin tarihi yazıldığında; sürecin kurgulanması, üç liderin iknası, sürecin ilerlemesi ve krizlerin çözümü için oynadığı rolle, liderler dışında en önemli kişi olarak kayda geçecektir. Aynı zamanda bütün aktörlerle........

© Serbestiyet