Masumiyet Müzesi: Kaybolan İstanbul’un hatırası
Masumiyet Müzesi Orhan Pamuk’un on yıl boyunca üzerinde çalıştığı ve 2008 yılında yayımlanarak dünya dillerine çevrilen romanı. Nobel’i alışından iki yıl sonra raflara çıkan bu kitap, yalnızca bir roman değil; kurmaca bir evrenden doğup gerçek bir müzeye dönüşen ilk edebi eser. Çukurcuma’da kapılarını açan müzesi, romanın etkisini sayfalardan çıkarıp şehrin dokusuna yerleştirme işini başarıyla üstleniyor. Masumiyet Müzesi bugünlerde ise bambaşka bir sebeple yeniden konuşuluyor: Netflix’te yayınlanan yeni mini dizi uyarlamasıyla.
Diziyi bir çırpıda bitirince elimde Masumiyet Müzesi haritasıyla Nişantaşı ve Teşvikiye sokaklarında yürümeye çıkıyorum.
Bir romanın sayfalarından çıkıp gerçek bir şehrin içinde onun haritasıyla yürümek insanı tuhaf bir duyguya sürüklüyor. Sanki her köşe başından Kemal çıkacak, her vitrinde Füsun’un bir eşyasını görecekmişim gibi bir hisle yürüyorum.
İlk durağım romanda Füsun’un çalıştığı Şanzelize Butik’in bulunduğu dükkan. Bugün orada 14 Şubat nedeniyle kalplerle süslenmiş, neşeli bir çikolata vitrini karşılıyor beni. Ama hikayeyi bilenler için o vitrin, Paris’ten getirildiği söylenen, adını melankolik Fransız şair Gerard de Nerval’in sevgilisinin adından alan “sahte” Jenny Colon çantanın vitrini.
Biraz ilerleyince, haritanın işaret ettiği noktada yani bugün Valikonağı Caddesi’nde yer alan City’s AVM’nin karşısında Merhamet Apartmanı’nı aradım. Romanda adresi net biçimde verilen bu apartman, haritada Orhan Pamuk’un çocukluğunun geçtiği, ailesine ait Pamuk Apartmanı’nın yanında görünse gerçekte böyle bir apartman bulunmuyor. Pamuk Apartmanı’yla selamlaşıp tura devam ediyorum. Gerçek bir caddenin ortasında, kurgusal bir aşkın hayali adresini ararken insan kendini ister istemez........
