menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Özyönetim üzerine notlar (1): Emek, çelişki ve kolektif potansiyel

25 0
14.04.2026

İşyeri özyönetimlerinin önemi, emek gücünün sahiplerinin kendi emek süreçleri üzerinde söz hakkına sahip olmasının özgürleştirici ve böylece dönüştürücü olabileceği fikrinden doğar. Bu dönüşüm yalnızca üretim sürecini değil, aynı zamanda işçilerin kendilerini ve içinde bulundukları toplumsal ilişkileri de kapsar. Bu anlamda özyönetimi, birbiriyle ilişkili ama farklı iki açıdan ele alabiliriz: (1) emek süreçlerinin içsel çelişkilerinden doğan kolektif direnişler ve (2) buna ek olarak, zaten kolektif ve yaratıcı bir karakter taşıyan emek gücünün kapitalist toplumsal ilişkileri aşma potansiyeli. Her iki yorumda da, emeğin ne için ve nasıl kullanılacağı sorusu, kolektif karar süreçlerinin ortaya çıktığı ölçüde belirleyici hale gelir.

Türkiye’de özyönetim ve benzeri emek hareketleri üzerine yapılan çalışmalar oldukça sınırlı. Buna karşılık Latin Amerika ve Avrupa’da bu alanda hem daha fazla araştırma yapılıyor hem de bu araştırmalar geniş bir kuramsal ve ampirik alan sunuyor. Bu yazıda, literatürün tamamını ele alamayacağım için, önemli bir tartışma başlığı olan emek ile emek gücü arasındaki analitik ayrım üzerinden özyönetimi anlamaya çalışacağım.

Marx’a göre emek gücü eşsiz bir metadır. Bunun nedeni, diğer metaların aksine doğrudan kapitalist üretim sürecinde değil, işyeri dışındaki toplumsal........

© sendika.org