Lenin’i ezberlemek, Lenin’i kaybetmek
Lenin’in büyüklüğü, Marx’ın metinlerine dogmatik bir sadakatle bağlanmasında değil, Marx’ın belirli tarihsel koşullarda geliştirdiği kimi önermeleri ve bu önermelerden türetilen siyasal şemaları devrimin somut ihtiyaçları içinde yeniden sınayabilmesindedir. Bu, Marx’tan uzaklaşmak değil, Marksizm'i dogmadan kurtararak onun devrimci özüne sadık kalmaktır. Çünkü teorinin doğruluğu, sonuçlarının değişmeden tekrarlanmasında değil, kendi önermelerini tarihin hareketi içinde yeniden sınayabilmesinde yatar.
Marx ve Engels de kendi metinlerine kutsal kitap muamelesi yapmadılar. Komünist Manifesto’nun 1872 tarihli önsözünde, Paris Komünü’nün deneyiminden sonra programın kimi bölümlerinin eskidiğini açıkça kabul ettiler. Marx’ın düşüncesine sadakat, Marx’ın her cümlesini tarih dışı bir doğruya dönüştürmek değildi. Lukács’ın Tarih ve Sınıf Bilinci içinde yer alan “Ortodoks Marksizm Nedir?” başlıklı denemesinde belirttiği gibi Marksist ortodoksluk, şu ya da bu teze inanmakla değil, yönteme bağlılıkla ilgiliydi.
Lenin’in 1917’de yaptığı tam olarak buydu. Şubat Devrimi’nin ardından eski Bolşevik formüle bağlı kalan önemli bir kesim, burjuva demokratik devrimin henüz tamamlanmadığını savunuyordu. Lenin ise Nisan Tezleri ile bu yerleşik şemaya karşı çıktı. Taktik Üzerine Mektuplar’da, daha önce kendisinin de savunduğu “proletarya ve köylülüğün demokratik diktatörlüğü” formülünün artık eskidiğini ve ölmüş olduğunu yazdı.
Lenin’in yaptığı, teoriyi iradesine göre değiştirmek değildi. Değişen sınıf ilişkilerinin eski formülü geçersizleştirdiğini görüyordu. Teoriyi koruyabilmek için formülü terk ediyordu. Gramsci’nin Ekim Devrimi’ni Kapital’e Karşı Devrim olarak adlandırmasının anlamı da buradadır. Devrim Marx’a karşı değil, Marx’ı tarihin değişmez takvimine dönüştüren mekanik Marksizme karşı gerçekleşmişti.
Bolşevizmi iktidara taşıyan üstünlüklerden biri, yalnızca doğru bir önderliğe sahip olması değildi. Yanlışlarını tartışabilecek, eski doğrularını değiştirebilecek ve siyasal hattını yeniden kurabilecek bir örgütsel canlılığa sahip olmasıydı.
Bu nedenle Bolşevik Parti tarihini, aynı düşünen insanların Lenin’in arkasında kusursuz biçimde sıralandığı bir tarih olarak okumak yanlıştır. Lenin’in Nisan Tezleri parti........
