20 bin liralık hayatın içinden bir emeklilik hikayesi
Türkiye’de bir emekli olsaydın, emekli maaşın 20 bin TL olsaydı, evin kira olsaydı, karın ev hanımı olsaydı ve başka da bir geliriniz olmasaydı… Ve yeniden çalışmaktan başka bir çaren de olmasaydı!
Haklısınız, korku filmi gibi de, milyonların oynadığı bir korku filminden bahsediyoruz!
Şimdi gelelim, bir emekli mektubunun Türkiye hikayesine…
Elde avuçta biriken o korkudan damlayanlara…
…her sabah saat 7’de uyanıyorum. Emekli oldum, ama alışmışız artık erken kalkmaya. Karım, mutfakta çay demlemiş çoktan. O da çok erkencidir. Yıllarca kahvaltımı hiç sektirmedi, benden bile erken kalktı. Kahvaltıda ne mi var? Ekmek dilimledim, üzerine azıcık peynir, zeytin. Reçel kavanozunun dibinde ne kadar kalmış diye bakıyorum, “Bugün yetecek” diyorum, içimden. 20 bin lira maaşımız var, kira da ödüyoruz. Allah’tan, çocuklar arada yardımcı oluyor olmasına da, onların eline bakmak çok gücüme gidiyor.
Bugün markete gideceğiz. Yarın da pazarı var buranın, sebze-meyve alacağız. Karım, listeyi hazırlamış: Soğan, patates, domates, salatalık, azıcık tavuk (bu hafta bir kere yesek yeter). Et, neredeyse yok hayatımızda. Ucuz et varmış, ama sıraya giremem bu yaştan sonra. Yediremiyorum kendime, hele ki o sırada dururken, bana bakacak gözlerin yazacakları hikayelerin zavallı yaşlı bir kahramanı olmayı!
Et yok da, “tavuk da pahalı” diyor karım, haklı. Eve dönünce, faturalara da bakacağım. Elektrik, su derken, toplamından korkmuyorum değil! Doğalgaz, şimdilik rafa kalktı, ama kışa doğru ondan da korkuyorum. Geçen kış ödediklerimizi düşündükçe, “bu sene nasıl ödeyeceğiz?”........
