menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Afetlerde sivil toplumculukla yüzleşme zorunluluğu

13 0
18.07.2026

17 Ağustos 1999 Marmara Depremi yalnızca yer kabuğundaki fay hatlarını kırmadı. Aynı zamanda Türkiye'nin afet yönetimi anlayışındaki yapısal kırılmaları da görünür hale getirdi. Deprem, devletin yıllardır ihmal ettiği sivil savunma kapasitesinin ne denli yetersiz olduğunu bütün açıklığıyla ortaya koydu. Afet öncesi hazırlık, afet anındaki koordinasyon ve afet sonrası müdahale süreçleri ciddi zaaflar taşıyordu. Bu tablo tesadüfi değildi. Uzun yıllar boyunca sivil savunma, toplumun afetlere hazırlanacağı kamusal bir kurum olarak geliştirilmek yerine, döneminin antikomünist siyasal atmosferi içerisinde farklı işlevleriyle şekillendirildi. Sivil savunmanın kurumsal kapasitenin güçlendirilmesi yerine, afet yönetimi ikinci plana itildi. 17 Ağustos depremi ise bu tercihin ağır sonuçlarını bütün toplumun gözleri önüne serdi. 17 Ağustos’ta iki fay kırılmış oldu.

Ancak ortaya çıkan bu kamusal yetersizlik uzun süre tartışılmadı. Bunun yerine kamuoyunun dikkatini farklı bir yöne çeken yeni bir anlatı inşa edildi: Afetlerde sivil toplumun ve gönüllülüğün kurtarıcı rolü. Bu süreçte dönemim merkez medyası önemli bir işlev üstlendi. AKUT'un kamuoyunda görünür hale gelmesi, yalnızca başarılı kurtarma faaliyetlerinin sonucu değildi; aynı zamanda bireysel kahramanlık öykülerinin merkezde olduğu yeni bir afet anlatısının kurulmasıydı. Dağcılık geçmişine sahip isimlerin ön plana çıkarılması, turuncu ya da kırmızı tulumlu kurtarma ekiplerinin televizyon ekranlarında sürekli yer alması, afet yönetimini kurumsal kapasiteden çok bireysel fedakârlık üzerinden değerlendiren bir kültür yarattı. Dönemin Başbakanı Bülent Ecevit AKUT’a Hazine arsası ve bina bağışlayacak, basında öne çıkan manşetler ise köpeğin Ecevit’in elini yalaması olacaktı. Kuşkusuz gönüllülerin sahadaki katkıları küçümsenemez. Ancak sorun, gönüllülüğün kamusal sorumluluğun yerine geçirilmesidir. Devletin........

© sendika.org