Marx sonrası sosyalist düşüncenin durağanlığı: Kapitalizmin dönüşümü karşısında solun teorik krizi
Karl Marx, Das Kapital‘i kaleme aldığından bu yana yaklaşık yüz elli yıl geçmiştir. Bu süre zarfında kapitalist sistem; üretim ilişkilerini, teknolojik altyapısını ve küresel örgütlenme biçimini köklü biçimde dönüştürmüştür. Buna karşın Marx’ın analitik çerçevesi, bugün dahi akademik çevrelerde yoğun biçimde başvurulan bir referans olmaya devam etmektedir.
Bu durum, onun sermaye birikim süreçlerine, emek sömürüsüne ve kapitalist çelişkilere ilişkin öngörülerinin tarihsel isabetini doğrulamaktadır.
Ancak burada dikkat çekici bir paradoks söz konusudur: Marx’ın teorik mirasını en verimli biçimde sahiplenen, çoğu zaman ona karşı konumlanan kesimlerin ta kendisi olmuştur. Burjuva iktisatçıları ve kapitalist planlama mekanizmaları, Marksist eleştiriyi içselleştirerek sistemi daha dayanıklı kılacak reformlara zemin hazırlamıştır. Eduard Bernstein’ın revizyonizm tartışmalarından Keynesçi refah devletine uzanan çizgide, kapitalizm kendi krizlerine karşı güçlü bir uyum kapasitesi geliştirmiştir. Sermaye, Marx’ın tespit ettiği çelişkileri görmezden gelmek yerine onları yönetmeyi öğrenmiştir.
Sosyalist hareket ise aynı teorik esnekliği sergileyememiştir. Bunun........
