Türkiye nasıl radikalleşti?
Bu topraklarda Osmanlı dönemi de dahil olmak üzere “içeriden” gelen ve insanı yutup öğüten dalgalar hiç bitmedi. Mevzu bahis taht kavgası yüzünden olsa da pek sevgili Başbakanımızın tarihe katran karasıyla yazılmış olan, “Bu millet uğruna, bu ülke uğruna, devlet uğruna kurşun atan da kurşun yiyen de bizim için her zaman saygıyla anılır, şereflidir,” sözleri hem eski düzene toz kondurmama hem var olana sahip çıkma hem de ileride dağıtılacak kartlar için, “Ama gizli ama derin bir devlet var,” repliğini hatırlatarak çekilecek olası “tuğlalar”dan sonra kimin altında kalacağı, bu yüzden de “beka”nın bir kılıf olarak elverişli hale getirilmesi, onu diri ve canlı tutması hayat memat meselesi oldu. Ancak 103 yıllık taze bir devleti, kuruluşundan bu yana her on yılda bir, bir darbeyle baştan dizayn edilmeye kalkışılması, elbette toplum içinde bir reaksiyona neden olacaktı. Her ikisi de sosyolog olan Vefa Saygın Öğütle ve Güney Çeğin’in birlikte yazdığı, İletişim Yayınları’ndan çıkan “Radikalleşen Türkiye (1960 – 1980), Türkiye Cumhuriyeti’nin bugünlere gelmesinin........
