Bir şehrin sesini dinlemek
Bir şehri tanımak için haritasına bakmak yetmez. En işlek caddelerini gezmek, en güzel manzarasında fotoğraf çektirmek ya da en kalabalık meydanında birkaç dakika geçirmek de yetmez. Bir şehri gerçekten tanımak istiyorsanız, önce onun sesini duymanız gerekir.
Ben o sesi her gün duyuyorum.
Bazen sabahın ilk ışıklarıyla kepengini açan bir esnafın “Hayırlı işler.” dileğinde, bazen dolmuşa yetişmeye çalışan bir öğrencinin telaşında, bazen de acı bir haberin ulaştığı evin önündeki sessizlikte…
Gazetecilik bana yalnızca haber yazmayı öğretmedi. İnsanları dinlemeyi, suskunlukları okumayı ve çoğu zaman söylenmeyenlerin, söylenenlerden daha fazla şey anlattığını öğretti.
Samsun, uzaktan bakıldığında sakin görünen bir şehir. Maviyle yeşilin buluştuğu, deniziyle övündüğümüz, tarihiyle gurur duyduğumuz bir kent. Ama bir gazeteci için Samsun bundan çok daha fazlası. Her sokağında başka bir hikâye, her mahallesinde başka bir mücadele var.
Bir gün yeni açılan bir yatırımın sevincini yazıyoruz, ertesi gün bir trafik kazasının acısını… Sabah çocukların kahkahasına tanıklık ederken, akşam gözyaşlarının........
