Çağımızın manevi doktorunu anlamak
Ailede eşler birbirlerini anlamadıklarından yakınırlar. Çocuklar anne ve babam beni anlamıyor derler. Okulda öğrenciler arkadaşım, öğretmenim beni anlamıyor der. İşçi patronum beni anlamıyor der… Doğruyu ve hakkı anlatan Peygamberleri, anlamayanların akıbetleri bizlere ibret ve derstir.
Karınca ve arıya kadar bütün hayvanların ve her varlığın, adeta bir lideri ve rehberi vardır. Her arı kovanının başında bir lider arı vardır. Karıncayı emirsiz, hayvanları lidersiz ve rehbersiz bırakmayan Allah, kâinatın yaratılış gayesi olan insanı hiç rehbersiz bırakır mı? İnsanın niçin yaratıldığını, vazifesinin ne olduğunu, Allah’ın emir ve yasaklarını, nereden gelip nereye gideceğini hem anlatarak ve hem de yaşayarak bildirecek ilahi elçilere ve rehbere ihtiyaç vardır. Bu elçi ve rehberler peygamberlerdir.
Allah, insanlara hakikatleri, doğru yolu göstermek için onlara zaman zaman peygamberler göndermiştir. Bu peygamberlerin sonuncusu Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav)'dir. Ondan sonra artık peygamber gönderilmeyecektir.
Alimler, peygamberlerin varisleridirler.
Peygamber Efendimiz (sav) bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyurmaktadır:
"Şüphesiz ki, Allah her yüzyılın başında bu ümmete dinî işlerini yenileyecek bir müceddid gönderecektir."
“Kur’an’ın sönmez ve söndürülmez manevi bir güneş hükmünde olduğunu, ben dünyaya ispat edeceğim ve göstereceğim” diyen altmışaltı yıl önce ahirete göç ede, Bediüzzaman Said Nursi ahir zaman müceddididir. Bütün hayatını Kur’an’ın müdafaasına adadı, bu uğurda Risale-i Nur eserlerini telif ederek küfrün belini kırmış, Kur’an’ın sönmez ve söndürülmez manevi bir güneş hükmünde olduğunu, dünyaya ispat etmiştir.
BENİ ANLAMADILAR… Kitabımızda peygamberlerin gönderiliş hikmetleri, peygamberleri anlamayan kavimlerin akıbetleri anlatılmıştır.
Peygamber varisi, ahir zaman müceddidi Bediüzzaman Said Nurs’nin hayatından kesitleri, Bediüzzaman’ı anlayanları, yapılan hizmetleri, anlayanların yapması gereken hizmetleri; anlamayanları yakın tarihimizden siyasi şahsiyetleri örnek göstererek ifade etmeye çalıştık. Ne diyordu Bediüzzaman:
"Risâle-i Nur’u anlamıyorlar yahut anlamak istemiyorlar. Beni skolastik bataklığı içinde saplanmış bir medrese hocası zannediyorlar. Ben, bütün müspet ilimlerle, asr-ı hâzır fen ve felsefesiyle meşgul oldum. Bu........
