Hüdayî Vakfının Feryadı Bütün Müslümanların Feryadı Olmalıydı!
Geçtiğimiz günlerde Hüdayi Vakfı, amme efkârına, "TOPLUMSAL ÇÜRÜMEYİ KABULLENMİYORUZ!" serlevhalı bir beyanname neşretti. Yoğunluğum sebebiyle meseleye erken eğilme fırsatı bulamadığımdan dolayı mahcub ve üzgünüm. Vicdanımın beni tazib ettiğini bilmenizi isterim. Oysa bu muhteşem beyannameyi bayraklaştıranların başında gelenlerden olabilirim. Kimse bayraklaştırdı mı? Onu da farketmedim.
Osman Nuri Topbaş Hoca başta olmak üzere vakfın bütün mensublarını ayakta alkışlıyor, selâm ve muhabbetlerimi arzediyorum. Gönül ve ruh dünyamda hep olacak, hep yaşayacaklar. Tırnaklarına taş değmesin.
Fakiri bu kadar heyecanlandıran ne mi? Anlatayım... Beyanname, sözü eğip bükmeden, korku ve endişelerden uzak, Türkiye'deki dehşetli çürümüşlüğü tahlil ve tenkid ediyor. Nehy-i münker vazifesini en üst seviyede deruhte eden bir metin.
Beyanname, dehrin suratında şaklayan şu tokatla başlıyor:
"Bize emanet edilen dil, din, mahremiyet, aile ve istikbal göz göre göre eriyor. Susanlar bu vebalin ortağıdır. Bu metin bir rica değil, bir ikazdır."
Metnin tamamı bu minval üzere devam eden bir feryad, bir imdad çağrısı. Yangın kulesinde büyük yangını gören nöbetdarın telaş, korku........
