Türkiye, Mezunlarının Kalbini Kazanıyor Ama Onları Kaybediyor
Türkiye, Mezunlarının Kalbini Kazanıyor Ama Onları Kaybediyor
Türkiye, Mezunlarının Kalbini Kazanıyor Ama Onları Kaybediyor
Etiyopyalı 17 Türkiye mezunuyla yapılan görüşmeler, Türkiye’nin eğitim diplomasisinin güçlü bir aidiyet ürettiğini; ancak bu bağın mezuniyet sonrasında kurumsal olarak yeterince sürdürülemediğini gösteriyor.
Dr. Mehmet Ali Bolat ile birlikte, geçtiğimiz aylarda Türkiye Bursları Programı’yla Türkiye’de yüksek öğrenim görmüş 17 Etiyopyalı mezunla derinlemesine görüştük. Bu mezunlar, bugün Addis Ababa’da gazetecilik yapan, akademide çalışan, Etiyopya-Türkiye arasında ticaretle uğraşan ya da sivil toplumda faaliyet gösteren isimler… Aldığımız cevaplar bizi hem sevindirdi hem de düşündürdü. Sevindirdi, çünkü Türkiye’nin Afrika’daki yumuşak gücü (hakkında bolca konuşulan ama nadiren mikro düzeyde belgelenen bir olgu) katılımcıların deneyimlerinde somut karşılık buluyor. Düşündürdü, çünkü çalışma biçimi, aynı zamanda bu gücün en büyük kırılganlığını da açığa çıkarıyor.
Kısaca söyleyeceğimiz şu: Türkiye, Etiyopyalı mezunlarının kalbini kazanıyor, ama kurumsal olarak elinde tutamıyor. Bu iki cümlelik özet, arkasında ciddi bir jeopolitik hikâye barındırıyor.
Nasıl Bir Bağ Kuruluyor?
Görüştüğümüz mezunlar arasında ortak bir örüntü çıktı karşımıza. Türkiye’ye ilk geldiklerinde kendilerini “yabancı hissetmediler”. Bir mezunun ifadesiyle: “Türkiye’deyken kendimi evimde hissettim. Hiç yabancı gibi hissetmedim.” Bu duyguyu üreten şey tek bir faktör değil. Dinî yakınlık var (görüşülenlerin çoğu Müslüman), kültürel benzerlikler var, Osmanlı mirasının hafızası var. Ama en çok gündelik sosyalliğin, sivil toplumun ve dilin oynadığı rol öne çıkıyor. Mezunlar en güçlü bağı devlet kurumlarıyla değil, sivil toplumla kurmuş. Bir katılımcı bunu şöyle formüle ediyor: “Devlet kurumlarından ziyade sivil toplum kuruluşlarıyla temas kurduk. Bu yapılar büyük destek sağlıyor.”
Türkiye’nin Afrika’daki yumuşak gücünü tartışırken genellikle TİKA’yı, Yunus Emre Enstitüsü’nü, Maarif Vakfı’nı, YTB’yi, yani devletin resmi kollarını konuşuyoruz. Ancak sahadaki hikâye, resmi kurumların açtığı alanda gönüllülerin, akademisyenlerin, sivil toplum çalışanlarının, hatta sıradan komşuların ürettiği bir aidiyet üzerine kurulu. Türkiye Bursları, öğrenciyi buraya getiriyor, ama onun kalbini kazanan sivil alan oluyor. Bu, Türkiye’nin yumuşak gücünün ayırıcı özelliği. Çin’in Konfüçyüs Enstitüleri son derece merkeziyetçi bir mimariyle işliyor. Dil, kültür, siyasi söylem tek bir yerden koordine ediliyor. ABD’nin Fulbright’ı ve İngiltere’nin Chevening’i liberal-demokratik değerler etrafında hedef ülkelerin gelecekteki karar alıcı kadrolarını dönüştürmeye odaklı. Fransa’nın Frankofonisi ise sömürgecilik-sonrası dil ve kültür mirası üzerine kurulu. Türkiye’ninki, önceden var olan kültürel-dinî yakınlığın gündelik toplumsallık yoluyla harekete geçmesi. Bu, hem Türkiye’nin özgün gücü hem de en büyük yapısal zaafı… Birazdan buna geleceğiz.
Bağ Nereye Taşınıyor?
Şimdi asıl ilginç kısım. Mezuniyet, hikâyenin sonu değil başlangıcı. Türkiye’de 4-5 yıl geçirip Etiyopya’ya dönen bu mezunların önemli bir kısmı, kendi mesleki hayatlarında Türkiye ile bağlarını sürdürüyor. Hem de kendi inisiyatifleriyle. Bir mezun, tam da Türkiye’de öğrendiği dil sayesinde büyük projelere dâhil olduğunu anlatıyor: “Türkçe öğrenmek, büyük projelere katılmamda temel bir etken oldu. Şimdi iki ülkeden yatırımcılara, iş insanlarına, kamu görevlilerine ve STK’lara yardım ediyorum.”
Bir başkası, ticaretinin büyük kısmını Türkiye’deki firmalarla sürdürdüğünü söylüyor: “Bunun en büyük nedeni Türkiye’yi ve dilini öğrenmiş olmam.” Bir gazeteci mezun, mesleğini Türkiye üzerine yazmak için kullanıyor. Başkaları akademiye, sivil topluma, turizm rehberliğine gitmiş. Her biri, Türkiye ile Etiyopya arasında bir köprü işlevi görüyor. Resmi diplomasinin, iş dünyasının, medyanın erişemediği ilişkileri, bu insanlar bireysel emekleriyle üretiyor.
Rakamlar arka planda yardımcı oluyor. 2023 itibarıyla Etiyopya ile Türkiye arasındaki ikili ticaret hacmi yaklaşık 345 milyon dolara ulaştı. Etiyopya’da 260’tan fazla Türk firması faaliyet gösteriyor ve toplam yatırım 2,5 milyar doları aşmış. Bu ilişkilerin hepsi tepeden inme yürümüyor. Sahada, Türk firmalarını Etiyopya’daki iş dünyasına eklemleyen, dil ve kültür bariyerini geçen, güven ilişkilerini kuran insanlar var. Bir kısmı Türkiye’de okumuş mezunlar. Türkiye Bursları Programı, 2011-2021 arasında Afrikalı öğrencilerden 314.000’den fazla başvuru almış,........
