menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Fon Sektöründe Yeni Kurallar: Doğru Teşhis, Doğru Tedavi mi?

4 0
31.08.2026

Serbest fonlara fren mi, fon sektöründe yeni bir dönemin başlangıcı mı?

Türkiye fon sektörü son birkaç yılda belki de tarihinin en hızlı büyüme dönemini yaşadı. Yönetilen varlıklar, yatırımcı sayısı, fon sayısı ve portföy yönetim şirketlerinin sayısı hızla arttı. Bu büyümenin en dikkat çekici taraflarından biri de serbest fonların, başlangıçta daha sınırlı ve nitelikli yatırımcıya yönelik bir ürün kategorisiyken zaman içinde sektörün ana ögelerinden biri haline gelmesi oldu.

Sermaye Piyasası Kurulu'nun 28 Ağustos 2026 tarihinde Yatırım Fonlarına İlişkin Rehber'de yaptığı kapsamlı değişiklikleri bu arka plandan bağımsız okumamak gerekiyor. SPK'nın açıkladığı amaç yatırımcı haklarının korunması, piyasaların daha sağlıklı, şeffaf ve güvenilir işlemesi ve fon sektörünün hızlı büyümesinin daha güçlü bir kurumsal altyapıyla desteklenmesi.

Ben düzenlemenin genel yönüne ve arkasındaki kaygılara büyük ölçüde katılıyorum. Bu kadar hızlı büyüyen bir sektörün insan kaynağının, risk yönetiminin, araştırma kapasitesinin, işlem altyapısının ve kurumsal yönetişiminin de aynı hızda gelişmesi gerekiyor. Ancak düzenlemeyi yalnızca bir “serbest fonlara sıkılaştırma paketi” olarak okumak eksik olur. Serbest fonlar değişikliklerin en görünür ve tartışmalı bölümü; fakat Rehber'in yönü daha geniş. Fon yönetiminde sorumluluğun belirginleştirilmesi, risk yönetiminin yatırım kararına daha doğrudan bağlanması, repo ve para piyasası işlemlerinin daha güçlü teminat ve merkezi takas altyapısına çekilmesi, ortaklık paylarında blok ve ilişkili taraf işlemlerinin sınırlandırılması ve TEFAS'ta şeffaflığın artırılması birlikte düşünüldüğünde, esas olarak fon sektöründe ikinci nesil bir kurumsallaşma hamlesi görüyoruz.

Dolayısıyla burada temel soru “Bu düzenleme gerekli miydi?” değil. Büyük ölçüde gerekliydi. Asıl soru şu: Sektörün ve yatırımcıların son yıllarda karşı karşıya kaldığı sorunlara gerçekten cevap verecek mi ve bunu yaparken yeni darboğazlar yaratacak mı?

Hızlı büyümeden kurumsallaşmaya

Yeni Rehber'in dikkat çekici taraflarından biri fon yönetimini isimlerin izahnamede yer aldığı formal bir süreç olmaktan çıkarıp daha görünür bir sorumluluk zincirine bağlaması. Her fon için biri sorumlu olmak üzere en az iki portföy yöneticisi görevlendirilecek; bir portföy yöneticisinin görev alabileceği fon sayısı kademeli olarak önce 10'a, 2031'den itibaren yediye düşürülecek. Büyük pozisyonlarda yatırım kararının dayandığı araştırma ve analizlerin kayıt altına alınması ve belirli durumlarda genel müdür onayına sunulması da aynı yaklaşımın devamı.

Bence daha önemli ama daha az konuşulan değişiklik ise risk yönetimi ile yatırım yönetimi arasındaki bağın güçlendirilmesi. Stres testleri, standart yöntem ve riske maruz değer sonuçlarının yatırım kararlarında dikkate alınması zorunluluğu, risk yönetimini yatırım masasının dışında duran bir kontrol fonksiyonu olmaktan çıkarıp sürecin içine çekiyor.

Bu önemli. Çünkü fon yönetiminin kalitesi yalnızca “ne kadar getirdi?” sorusuyla ölçülemez. Bu getiri hangi analizle, hangi yoğunlaşmayla, ne kadar likidite ve karşı taraf riski alınarak üretildi? Kurumsal portföy yönetiminin asıl sorusu burada başlıyor.

Repo, ters repo ve para piyasası işlemlerindeki değişiklikleri de aynı çerçevede okumak lazım. Borsa dışı işlemlerde çerçeve sözleşme, saklayıcıya bildirim, teminat tamamlama mekanizmaları ve ilişkili taraf yoğunlaşmasına ilişkin yeni şartlar getiriliyor. Düzenlemenin yönü işlemleri ortadan kaldırmak değil; karşı taraf ve teminat riskini daha kontrollü ve merkezi bir altyapıya taşımak.

Ortaklık payı işlemleri de yalnızca serbest fon meselesi değil. Özel emir, Toptan Satışlar Pazarı ve borsa dışı pay devirlerine getirilen sınırlar, fonlar üzerinden yapılabilecek blok pay aktarımlarını daha kontrollü hale getiriyor. TEFAS tarafında ise serbest fonların portföy raporlama sıklığının haftalığa çekilmesi ve büyük yatırımcı eşiklerinin KAP'a taşınması, fonun yalnız performansını değil yatırımcı yoğunlaşmasını da daha görünür hale getiriyor.

Bu nedenle yeni Rehber'i yalnızca “serbest fonları dizginleme” olarak değil, hızlı büyümenin ardından sektörün kurumsallaşma aşamasına geçişi olarak okumayı daha doğru buluyorum.

Ama paketin en radikal ve tartışmaya açık bölümü yine de serbest fonlar.

Serbest fon olmanın bedeli yükseliyor

Yeni Rehber serbest fon rejimini ortadan kaldırmıyor. Serbest fonlar genel oransal yatırım sınırlamalarından büyük ölçüde muaf olmaya devam ediyor. Fakat bu serbestliğin çevresine portföy yoğunlaşması, fiili dolaşım, ilişkili ihraççı, grup riski ve işlem altyapısına ilişkin yeni koruma duvarları örülüyor.

En fazla dikkat çeken değişiklik, serbest fon sayısı ile gerçek yönetim kapasitesi arasında doğrudan ilişki kurulması. Bir PYŞ'nin kurucusu olduğu, özel fonlar dahil serbest fon sayısı artık istihdam ettiği portföy yöneticisi sayısını aşamayacak. Mevcut yapılar için 30 Haziran 2029'a kadar geçiş süresi var. Mesaj açık: yeni bir fon kurmak için artık yalnızca ticari talep ve ürün fikri yeterli olmayacak; o fonu yönetecek insan ve organizasyon kapasitesinin de bulunması gerekecek.

Benim daha önemli bulduğum düzenlemelerden biri ise 50 yatırımcı eşiği. TEFAS'ta işlem görmeyen ve unvanında “özel” ibaresi bulunmayan serbest fonlarda yatırımcı sayısı bir ay içinde 15 gün veya daha uzun süre 50 veya altında kalırsa fonun mevcut yapısıyla sürmesi zorlaşıyor. TEFAS'a girme, özel fona dönüşme, başka fonla birleşme veya tasfiye seçeneklerinden biri gündeme geliyor. Mevcut fonlarda kontrol 31 Aralık 2026'da başlıyor.

Bu hüküm bana düzenlemenin ruhunu iyi anlatıyor. SPK artık yalnızca “Fon mevzuata uygun mu?” diye bakmıyor; bir anlamda “Bu fon ekonomik olarak gerçek ve sürdürülebilir bir ürün mü?” sorusunu da gündeme getiriyor.

Türkiye'de gerçekten fazla sayıda serbest fon mu var?

Rakamlar burada ilginç bir hikâye anlatıyor. Aynı TSPB sınıflandırmasını kullanarak Menkul Kıymet Yatırım Fonları ile Serbest Yatırım Fonlarını karşılaştırdığımızda serbest fonların ağırlığının yeni bir olgu olmadığını görüyoruz.

2023–2025 satırları aynı TSPB sınıflandırmasıyla hazırlanmıştır. Ağustos 2026 satırı ise 29 Ağustos itibarıyla TEFAS’ta bakiyesi bulunan serbest fonlar üzerinden yapılan güncel sınıflandırma ile toplam yatırım fonu büyüklüğünden türetilmiştir..

Tablonun bana göre en çarpıcı tarafı serbest fonların yalnız bugün büyük olması değil. 2023 sonunda karşılaştırılabilir fon evreninin yaklaşık üçte ikisini oluşturuyorlardı; 2026 Ağustos sonunda da oran kabaca aynı yerde, e–66 civarında. Arada 2024 sonunda yaşanan belirgin düşüşe rağmen serbest fonların fon mimarisindeki baskın konumu artık geçici bir piyasa hareketinden çok yapısal bir özellik gibi görünüyor.

Uluslararası karşılaştırma bu yapının ne kadar sıra dışı olduğunu daha iyi gösteriyor. ABD'de Temmuz 2026 itibarıyla mutual fund'ların toplam net varlıkları 32,85 trilyon dolar civarında ve 6.652 fon bulunuyor. Buna karşılık küresel hedge fund sektörünün yönettiği sermaye 2026'nın ikinci çeyreğinde yaklaşık 5,6 trilyon........

© Para Analiz